Novak Djokovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Novak Djokovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2016 Salı

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 3. Günün Ardından


2016 Rio’da üçüncü günde ise genç sporcularımızdan güzel haberler gelmeye devam ediyordu. Bana göre günün en heyecan verici karşılaşmalarından biri 17 yaşındaki genç sporcumuz Mete Gazoz’un okçuluk ilk turdaki mücadelesiydi. Maça belki de biraz gergin başlayan Mete 2-0 geriye düşmüştü ancak devamında toparladı ve tiebreak’e giden maçı benim izlerken çok gerildiğim son atışlar sonucunda kazanmayı başardı, böylece de ikinci tura yükselmeyi başardı. Maça başlangıcı belki çok iyi değildi Mete ama maç sonundaki performansı oldukça harikaydı zaten. Ben okçuluğu pek izlemem ama bu maçı izlerken yerimde duramadım diyebilirim ve eminim ki birçok kişi de benim gibi hissetmiştir. Bu da benim onu izlerken en hayran olduğum noktalardan biri ise maç boyunca duruşunu hiç bozmamasıydı, benim izlerken çok heyecanlandığım bu maçta Mete oldukça konsantre ve sakin görünüyordu. İkinci turda belki istediğimiz sonuç gelmedi ve son 16’da olimpiyatlara veda etti ama bu sonuç bile onunla gurur duymamıza yeter bence. Çünkü performansı alkışı hak eden bir performanstı. İlerleyen yıllarda çok önemli başarılar elde edeceğine inandığım sporculardan biri oldu o da. Uzun ve başarılı bir kariyere sahip olmaması için hiçbir neden yok bence.

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 2. Günün Ardından


2016 Rio’daki 2. gün de çok, çok heyecanlıydı. Yüzmede dünya rekorlarının yanı sıra efsane yüzücü Michael Phelps’i de ilk kez gördük, teniste ilginç şeyler oldu. Kadınlar yol yarışı da erkekler yol yarışı gibi yine oldukça heyecan verici geçti. Artistik jimnastikte ise kadınlar tüm branşlarda sıralama turları vardı ve orada bir numara çok beklenen biriydi ancak asıl konuşacağım kişi bir başkası olacak bu seferlik.

27 Haziran 2016 Pazartesi

Spor: 2016 Wimbledon’dan Önce


Tenisin hatta belki de tüm sporların en özel turnuvalarından biri olan Wimbledon bugün başlıyor. Spor tarihinin en prestijli, en zarif ve en karizmatik turnuvası olan Wimbledon, 2 hafta boyunca yine çok heyecanlı anlara hatta bazı tarihi anlara sahne olacaktır diye düşünüyorum her zamanki gibi. Sadece beyaz giyinme, korta giriş – çıkışlarda özel protokol ve daha birçok kurala, ayrıca bir de çok meşhur bir kraliyet locasına sahip olan bu çok özel turnuva bu sene 130. kez düzenleniyor. Turnuvayı bu kadar özel yapan nedenlerden ilki de dünyanın en eski tenis turnuvası olması zaten, e bir de çimde oynanan tek Grand Slam olduğunu da unutmayalım. Dünyadaki en güzel ve en zarif sporlardan biri olan tenisin tam olarak zirvesi diyebileceğim bu müthiş turnuva benim en sevdiğim Grand Slam sanırım. Bunun nedeni de çim kort maçlarının benim için tenisteki en güzel şeylerden biri olması. O çok sevdiğim servis vole oyununu çimde diğer kortlardan daha çok görmemizin de bunda etkisi büyük tabi. Müthiş bir tarih ile beyazın zarafetinin 130. kez birleştiği bir Wimbledon daha başlıyor. Peki ya bizi bu sene nasıl bir turnuva bekliyor? İşte bu sorunun cevabı yazımın devamında!

7 Haziran 2016 Salı

Spor: 2016 Roland Garros Erkekler Finalinin Ardından


Turnuvanın son gününde erkekler finalinde dünya 1 numarası Novak Djokovic ile dünya 2 numarası Andy Murray karşı karşıya geliyorlardı. İkisi de kariyerlerinde ilk kez Roland Garros’u kazanmak istiyorlardı ancak Djokovic için bu galibiyetin önemi çok daha fazlaydı tabii ki de. Çünkü Djokovic’in kariyerindeki en önemli eksiği gidermek ve çok uğraştığı Roland Garros şampiyonluğunu kazanmak istiyordu artık. Her anlamda tarihi bir final olacaktı. Eğer Djokovic kazanırsa tarihte “kariyer Grand Slam’i” yapmış yani tüm Grand Slam’leri en az bir kere kazanmış olan 8. tenisçi olacaktı. Eğer Andy Murray kazanırsa o da 80 yıllık çok uzun bir aradan sonra Roland Garros’ta şampiyon olan ilk Britanyalı tenisçi olacaktı. Son Britanyalı şampiyon 1936 yılında turnuvayı kazanmayı başaran Fred Perry’di. Bu maç ilk maçlarını 11 yaşındayken oynamış olan ve doğal olarak da birbirini çok iyi tanıyan bu ikilinin 34. karşılaşmasıydı. Önceki karşılaşmalarda ise Djokovic’in 23-10’luk önemli bir üstünlüğü bulunuyordu. Oyun tarzları da oldukça benzer olan bu ikili yılın ilk Grand Slam’i Avustralya Açık’ta finalinde de karşı karşıya gelmişlerdi ve o maçı Djokovic kazanmıştı. Son karşılaşmaları ise bir toprak kort turnuvası olan Roma finalinde olmuştu ve o maçın galibi ise Murray’di. Kim kazanırsa kazansın tarihe geçecek bu final ikilinin maçları arasında en heyecanlı başlangıca sahip olanıydı sanırım. Maç boyunca birçok müthiş puan da gördük.

4 Haziran 2016 Cumartesi

Spor: 2016 Roland Garros Yarı Finallerin Ardından


Turnuvanın yağmurdan çok etkilenmesi ve oldukça karışan takvimlerin bir sonucu da tüm yarı finallerin aynı gün oynanması oldu, oysaki normalde yarı finaller Grand Slam’lerde iki-iki bölünürdü. Tüm maçların aynı gün oynanması da turnuvanın ikinci kortu olan Suzanne-Lenglen’de yarı final maçının oynanması gibi ilginç bir olayı beraberinde getirdi. Bunun ilginç bir yanı da şu ki dünya 1 numarası Novak Djokovic’in de maçının olduğu bu kort yeteri kadar dolmadığı için turnuva organizatörleri normal bileti olan izleyicileri korta almışlar. Ancak bu da Djokovic’in biraz daha seyirci ile etkileşim halinde maçını oynamasına neden oldu diyebiliriz belki de. Ortaya eğlenceli görüntüler de çıktı sonuç olarak.

3 Haziran 2016 Cuma

Spor: 2016 Roland Garros Çeyrek Finallerin Ardından


Turnuva bu sene yağmurdan oldukça etkilendi diyebilirim. Turnuvanın 9. günü olması gereken maçların tümü yağmur nedeniyle ertelendi. Bir sonraki gün ise yine maçların birçoğu tamamlanamadı ve dördüncü turdaki maçların tamamının bitmesi 11. günü buldu. Ben bu yazımda turnuvanın 11 ve 12. günlerinde oynanan çeyrek finallerden bahsedeceğim.

29 Mayıs 2016 Pazar

Spor: 2016 Roland Garros 7. Günün Ardından


Turnuvada ilk haftanın son gününde pek beklenmedik sonuç olmadı diyebilirim, favoriler maçlarını kazanarak bir üst tura yükseldiler. Günün en dikkat çeken karşılaşması ise dünya 1 numarası Serena Williams ile dünya 30 numarası Kristina Mladenovic arasındaydı. Serena, Fransa’nın son yıllardaki en iyi isimlerinden biri olan Kiki Mladenovic karşında da oldukça sağlam bir performans gösterdi. Ev sahibi rakibini 6-4 7-6’lık iki sette geçmeyi başaran Serena dördüncü tura yükseldi.

27 Mayıs 2016 Cuma

Spor: 2016 Roland Garros 5. Günün Ardından


9 kez Roland Garros şampiyonu Rafael Nadal ikinci turda vatandaşı Facundo Bagnis ile karşılaştı. Nadal maça ilk iki oyunu kaybederek başlasa da devamında müthiş bir performans gösterdi ve rakibini 6-3 6-0 6-3’lük setlerle geçerek adını üçüncü tura yazdırdı. Böylece Nadal, Grand Slam’lerdeki 200. galibiyetine ulaştı ve tarihte bunu başaran 8. tenisçi oldu. Bu alanda zirvede ise 302 galibiyetle Roger Federer bulunuyor.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Spor: 2016 Roland Garros İlk Turun Ardından


Turnuvada ilk turdaki maçlar ilk üç günün ardından tamamlanmıştı. Ben de bu üç gün yani turnuvanın ilk turunda neler olduğunu toptan yazayım dedim. Turnuvanın ilk gününe yağmur damgasını vurmuş ve birçok maç sonraki güne sarkmıştı ancak sonraki günlerde hava durumu biraz daha iyiydi diyebiliriz. Tahmin edersiniz ki güçlü başlangıçlar olduğu gibi önemli sürprizler de yaşandı. Hadi gelin bakalım neler olmuş ilk turda.

24 Mayıs 2016 Salı

Spor: 2016 Roland Garros’tan Önce


Yılın ikinci Grand Slam’i oldukça ilginç bir şekilde başladı. Diğer Grand Slam’lerden farklı olarak Pazar günleri başlayan Roland Garros ile ilgili yazılarım biraz gecikti, bunun nedeni benim şu sıralar biraz yoğun olmam ama yine de yazmadan içim rahat etmezdi. O yüzden geç olsun, güç olmasın da yazayım dedim. Aslında turnuva hazır başlamışken turnuva öncesi değerlendirmesine ne gerek var diye düşünüyor olabilirsiniz. Bence kesinlikle önemli çünkü turnuva öncesi durum bilindiğinde turnuvanın gelişimi, yaşanan şoklar ve heyecanlar daha iyi takip ediliyor. Üstelik bu sefer Roland Garros’a gelişte tenis dünyasında daha önce yaşanmamış olaylar da gerçekleşti. Bu olayların bazıları beni üzerken bazıları da oldukça sevindirdi. E bu kadar lafa artık ne olduğunu az da olsa merak etmişsinizdir diye düşünüyorum. Eğer merak ediyorsanız sizi yazımın devamına, turnuva öncesi değerlendirmemi okumaya davet ediyorum.

31 Ocak 2016 Pazar

Spor: 2016 Avustralya Açık 14. Günün Ardından


Turnuvanın son gününde tek erkeklerde şampiyon belli olacaktı. Finalde oyunları birbirine benzer olan ve aynı zamanda iki iyi de arkadaş olan dünya 1 ve 2 numaraları karşı karşıya geliyorlardı. Şu anda turda bulunan en iyi, en formda oyunculardan ikisini karşı karşıya getiren final her anlamda tarihi bir sonuca sahip olacaktı. Şu an turun net olarak en iyi oyuncusu olan dünya 1 numarası Novak Djokovic burada 6. finalinde 6. şampiyonluğunu elde etmek istiyordu ve böylece tek erkeklerde en çok Avustralya Açık şampiyonluğu yakalamış olan Roy Emerson’ın rekoruna ortak olabilecekti. Dünya 2 numarası Andy Murray ise zorlu geçen bu iki haftanın sonucunda 5. Avustralya Açık finalinde ilk şampiyonluğunu elde etmek ve böylece 1934 yılından sonra Avustralya Açık’ı kazanan ilk Büyük Britanyalı olarak tarihe geçmek istiyordu. Ancak Murray’nin işi hiç kolay olmayacaktı çünkü karşısında onu burada çıktığı finallerin üçünde mağlup etmeyi başaran, dünyanın şu anki en iyi oyuncusu Novak Djokovic vardı. Çok çekişmeli ve heyecanlı geçmesi beklenen maç ise bekleneni pek de vermedi bence.

28 Ocak 2016 Perşembe

Spor: 2016 Avustralya Açık 11. Günün Ardından


Turnuvanın 11. gününde yarı final karşılaşmaları vardı. Bu maçlardan en merak edileni hiç şüphesiz ki iki yaşayan efsanenin, iki devin karşı karşıya geldiği Novak Djokovic – Roger Federer mücadelesiydi. Bu maç iki yaşayan efsanenin 45. maçıydı ve aralarındaki rekabette 22-22’lik bir eşitlik vardı. Hem Terminatör lakaplı Djokovic hem de Swiss Maestro lakaplı Federer Avustralya Açık’ta 6. kez finale çıkmak için karşı karşıya geliyorlardı. Bu müthiş yarı final karşılaşmasının çok büyük bir mücadeleye sahne olması bekleniyordu ancak bu pek de beklenildiği gibi olmadı sanki.

26 Ocak 2016 Salı

Spor: 2016 Avustralya Açık 9. Günün Ardından



Turnuvanın dokuzuncu gününde artık sıra çeyrek finallerdeydi ancak hiçbir maçta beklenen çekişme yoktu, hepsi biraz tek taraflı geçti. Dünya 3 numarası Roger Federer’in çeyrek finaldeki rakibi 6 numaralı seribaşı Tomas Berdych’ti. Maçın ilk setinde servis kırma avantajını ilk elde eden Berdych olsa da sonuçta seti tiebreak’i 7-4 kazanan Federer almayı başardı. İkinci sette daha rahat olan Federer, iki kez servis kırmayı başardı ve seti 6-2 almayı başardı. Son sete ise Berdych servis kırarak başladı ancak bir kez daha bu avantajını koruyamadı ve Federer hemen geri servis kırarak durumu eşitledi. Sonra bir kez daha servis kıran Federer bu seti de 6-4 ile alarak maçı 3 sette kazanmayı başardı. Böylece Ekselansları, kariyerinde 12. Kez Avustralya Açık’ta yarı finale yükselmiş oldu. Şu ana kadar turnuvada muhteşem bir performans gösteren Federer, burada 11 yıl üst üste yarı final gördükten sonra geçen sene 3. turda Andreas Seppi’ye karşı sürpriz bir yenilgi yaşamış ve erkenden elenmekten kurtulamamıştı. Ancak bugün Avustralya Açık’taki 80. galibiyetini elde eden 34 yaşındaki Federer bu sene yine yarı finale çıkmayı başardı.

24 Ocak 2016 Pazar

Spor: 2016 Avustralya Açık 7. Günün Ardından


Turnuvada ilk haftanın kapanış gününde dünya 1 numarası Novak Djokovic, 14 numaralı seribaşı Gilles Simon ile karşılaştı. Djokovic, çok kötü bir performans gösterdiği bu maçta çok çok iyi oynayan bir Gilles Simon’a rağmen galip gelmeyi başardı. Uzun zamandır Djokovic’in bu kadar kötü bir performans gösterdiğini görmemiştim. Simon bugün gösterdiği müthiş performans ile son zamanlarda tam olarak yenilmez bir görüntü gösteren Djokovic’i çok zorladı. Simon’un tüm vuruşları Djokovic’e çok ters geldi ve onu maç boyunca çok rahatsız etti.

22 Ocak 2016 Cuma

Spor: 2016 Avustralya Açık 5. Günün Ardından


Turnuvanın beşinci günü bazı tarihi anlara, rekorlara tanıklık ettik. Bunlardan ilki her gün yeni bir rekor kırmaya alışık olan Roger Federer’den geldi. Rekorların adamı Federer, dördüncü turda karşılaştığı 27 numaralı Grigor Dimitrov karşısında aldığı galibiyetle tarihte 300 Grand Slam maçı kazanan ilk erkek tenisçi olmayı başardı ki bu gerçekten inanılmaz bir rekor. Şöyle belirteyim, bugüne kadar dünya 1 numarası Novak Djokovic’in 210, en önemli rakiplerinden biri olan Rafael Nadal’ın 198 ve dünya 2 numarası Andy Murray’nin ise 156 tane Grand Slam galibiyeti var. Tabii Federer’den çok Grand Slam galibiyeti olan kimse de yok değil ama sadece bir kişi var. O da 306 galibiyete sahip olan efsane raket Martina Navratilova. Ancak Ekselansları bu sene Roland Garros veya Wimbledon’da Navrotilova’yı da geçip en çok galibiyete sahip olan isim olacaktır.

20 Ocak 2016 Çarşamba

Spor: 2016 Avustralya Açık 3. Günün Ardından


Günün en dikkat çeken ve en güzel karşılaşması şüphesiz ki iki inanılmaz yeteneğin karşı karşıya geldiği Agnieszka Radwanska – Eugenie Bouchard mücadelesiydi. Radwanska’nın inanılmaz savunma yeteneğinin ve müthiş oyun zekasının karşısında Bouchard’ın müthiş vuruşları ve agresif oyunu vardı. Bouchard 2014’de Grand Slam’lerdeki belki de en başarılı performansı gösteren raket olmuştu. Kariyerinin çıkış senesi olarak da görebileceğimiz 2014’te Wimbledon’da final, Avustralya Açık ve Roland Garros’ta ise yarı final oynamayı başarmıştı. Ancak geçen sene beklentilerin altında kalmış ve sezon sonunda Amerika Açık’ta tam eski performansına ulaştı yine diye düşünülürken hiç olmayacak talihsiz bir kaza yaşamış, soyunma odasında düşüp kafasını vurarak bir beyin sarsıntısı geçirmişti. Bu yüzünden de turnuvadan çekilmek zorunda kalmıştı. Her türlü olumsuzluğu ve talihsiz olayı yaşadığı 2015’in ardından bu sene turnuvalara iyi galibiyetlerle de başlayan Bouchard, seribaşı olmadığından dolayı ikinci turda Radwanska gibi çok zorlu bir rakiple karşı karşıyaydı.

18 Ocak 2016 Pazartesi

Spor: 2016 Avustralya Açık 1. Günün Ardından


2016 Avustralya Açık’ın birinci günü heyecan dolu olduğu kadar sürprizliydi de. Biz bu heyecan verici ilk günü arkamızda bırakırken Roger Federer de muhteşem bir performansla turnuvaya başladı. Federer, lakaplarından biri olan “Fed Express” lakabını haklı çıkarırcasına ilk turda karşılaştığı dünya 118'incisi Nikoloz Basilashvili'yi sadece 72 dakikada turnuva dışı bırakmayı başardı. Ekselansları’nın rakibine üç sette sadece 5 oyun bırakması ve 36 ilk servisinin 33'ünde puanı alması da ne kadar etkileyici bir performans ortaya koyduğunu kanıtlar nitelikte. Maçı 6-2 6-1 6-2’lik setlerle kazanan Federer’in ikinci turdaki rakibi ise oldukça tehlikeli olabilecek Alexander Dolgopolov oldu. Ayrıca şunu da ekleyeyim Federer bugün 2000 Avustralya Açık’tan başlamak üzere üst üste 65’inci Grand Slam’ine katılarak önemli bir rekor da kırmış oldu.

17 Ocak 2016 Pazar

Spor: 2016 Avustralya Açık’tan Önce


Senenin ilk Grand Slam’i Avustralya Açık yarın başlıyor. Yılın hemen başında olmasından dolayı çokça sürprize de sahne olan Avustralya Açık bu sene de çok heyecanlı geçecek gibi görünüyor. Ben de geçtiğimiz sene olduğu gibi turnuva boyunca her gün önemli sonuçları ve gelişmeleri de paylaşmaya çalışacağım. Bu yazımda da her zaman olduğu gibi çekilen kura ve bunun sonucunda oluşan muhtemel eşleşmelerden, benim favori olarak gördüğüm isimlerden ve turnuvada dikkat çekmesi muhtemel diğer raketlerden bahsedeceğim.

19 Eylül 2015 Cumartesi

Spor: 2015 Amerika Açık'tan Sonra


2015 yılındaki Grand Slam’leri New York’taki 2 haftalık müthiş bir Amerika Açık‘ın ardından tamamlamış olduk. Ben de bu sefer turnuvanın sonunda bir değerlendirme yazısı yazayım dedim. Bu yazımda turnuvanın enlerinden ve önemli anlarından biraz bahsetmek istiyorum.

14 Eylül 2015 Pazartesi

Spor: 2015 Amerika Açık 14. Günün Ardından



Turnuvanın 14. ve son günü erkekler finali günüydü. Tenisin zirvesindeki iki ismin karşı karşıya geleceği dev bir final vardı. Ancak yağmur nedeniyle bu dev final tam 3 saat geç başlayabildi. Sezonun son Grand Slam’inde finalde iki yaşayan efsane, dünya 1 numarası Novak Djokovic ile dünya 2 numarası Roger Federer karşı karşıyaydı. Djokovic-Federer rekabeti kuşkusuz ki tenis tarihinin en özel rekabetlerinden biri. Bu final maçı ise bu müthiş ikilinin 42. karşılaşmasıydı ve bu maçta da ikilinin diğer maçlarında olduğu gibi tenise dair her şey vardı. Uzun ve heyecanlı ralliler, inanılmaz vuruşlar ve sonuna kadar devam eden bir çekişme vardı. İki büyük şampiyon, iki büyük savaşçı sayesinde yılın son Grand Slam’i müthiş bir maç ile tamamlanmış oldu.