28 Ağustos 2016 Pazar

Müzik/Arşiv: Florence + The Machine [F+TM]



Bugün en sevdiğim müzisyenin doğum günü. Florence + The Machine’in muhteşem solisti Florence Welch 30 yaşına girdi. Farklı sesi, müthiş kişiliği ve ikonik stiliyle bana ilham veren ve beni her zaman etkileyen Florence Welch’e olan hayranlığımı herkese bahsetmişimdir zaten. Bugünün anlamı nedeniyle de gelmiş geçmiş en muhteşem müzisyenlerden biri olan Florence Welch ve harika grubu ile ilgili hem ilginç hem de harika bulduğum bazı şeyleri yazmak istedim. Onunla ilgili anlatabileceğim birçok şey olsa da ne kadar sevdiğimi anlatamam sanırım. Her şeyiyle birlikte gerçek bir sanatçı olan Florence Welch, uzun zamandır hayatımda önemli etkisi olan sanatçıların başında geliyor. Umarım bu yazım sizlerin de değeri çok bilinmeyen muhteşem Florence Welch'i daha iyi tanımanızı ve az da olsa sevmenizi sağlar. Benim tüm şarkılarını bu kadar sevdiğim başka bir müzisyen yok mesela.

18 Ağustos 2016 Perşembe

Müzik/Arşiv: Joss Stone İstanbul Konseri (2016)


Yaza başlarken heyecanla beklenen birçok kültür-sanat etkinliği vardı. Bir sürü müthiş etkinliğin arasından özellikle bazı konserler benim için oldukça mutluluk ve heyecan vericiydi. Başta yıllardır canlı izlemeyi istediğim Muse olmak üzere Sia, Two Door Cinema Club gibi çok sevdiğim bir sürü müzisyeni izleme şansı yakalayacaktım. Ancak her şey beklenmedik bir şekilde değişti. O dönemde yaşanan oldukça üzücü bazı olaylar birçok etkinliğin iptaline neden oldu. Two Door Cinema Club, Muse, Skunk Anansie, Steve Vai ve Joan Baez konserlerini iptal edenlerden sadece bazılarıydı. Geçen haftalarda ise izlemek istediğim bir diğer müzisyen Sia da bu iptal grubuna katıldı ve konserini iptal ettiğini açıkladı. Bu konserlerin iptalini haklı bulan da var bulmayan da. Mesela siz öyle dönemlerde müzik ve festival mi konuşulur diye düşünebilirsiniz belki ama ben kültür-sanat etkinliklerinin herkes için farklı anlamlara sahip olduğunu düşünürüm hep. Yani bana göre bir konserde geçirilecek 2-3 saat birilerinin kafasını dağıtmasına veya kafasını toplamasına yardım edebilir. Ayrıca müzik de iyileştirici güce sahip sanat dallarından sadece biridir bence. İşte bu nedenle Joan Baez’in sonradan özür dilemek zorunda kaldığı abartılı açıklamasından tutun da yıllardır bekleyip, 4 ay kadar önceden de biletini alarak çok heyecanlandığım ama son anda iptal olduğu için gidemediğim Muse konseri için yaşadığım hayal kırıklığına kadar olan birçok şey beni hepten üzmüştü. Şimdi benim bunları neden yazdığımı düşünüyorsanız öncelikle şunu belirtmeliyim amacım gelmeyenlere sitem etmek veya birilerine yüklenmek değil aslında. Asıl amacım bu tür etkinliklerin sevgi, barış, mutluluk ve daha birçok güzel şeye sebep olabileceğini belirtmek. Bunun da en güzel örneği de Joss Stone’un bu çok ama çok özel konser oldu. Konser olalı yaklaşık 1 ay oldu, biraz geç kaldım ancak yine de bu yazımı tamamlamaya karar verdim. Bunun nedeni hem benim bu güzel anıyı olabildiğince iyi aktarmayı hem de konsere gidenlerin hatırlamasını, gitmeyenlerin ise mutlaka bilmesini sağlamak istememden kaynaklanıyor. Ayrıca hala bu yaz olan en güzel şeylerden de biridir bu konser benim için. Gerçekten de çok özel bir geceydi.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 7. Günün Ardından


Olimpiyatlarda birçok kişinin heyecanla beklediği atletizm yarıya gelmişken başladı. Kadınlar 10 bin metre finalinde ise oldukça dikkat çekici bir rekor kırıldı. İlk kez olimpiyatlarda yarışan Etiyopyalı Almaz Ayana, 29.17.45'lik derecesiyle Çinli Junxia Wang'a ait 23 yıldır kırılmayan dünya rekorunu 14 saniye geliştirerek eline geçirdi. Ayana’nın dünya rekorunu 14 saniye gibi çok büyük bir farkla kırması günün en çok konuşulan ve tartışılan olaylarından biri oldu kesinlikle. 10 bin metre finalinde yarışan milli atlet Yasemin Can ise ilk 5 bin metreyi ilk üç arasında tamamlamış olsa da yarışın devamında geri düşmekten kurtulamadı ve 30.13.70 ile kariyerinin en iyi derecesine de imza atarak yarışı 7. sırada tamamlamış oldu.

12 Ağustos 2016 Cuma

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 6. Günün Ardından


Erkekler bireysel karışıkta spor tarihinin en büyük rekabetlerinden birinin sonuna şahit olduk: 12 yıllık, 4 olimpiyattır devam eden PhelpsLochte rekabetinin sonuna. Olimpiyat tarihinde en fazla madalya alan iki erkek sporcunun son düellosuydu bu. Çok da heyecanlı bir yarış oldu. Yarıştan önce de Lochte kendi hesabında bu fotoğrafı paylaşıp altına da "son bir kez" yazmıştı.

11 Ağustos 2016 Perşembe

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 5. Günün Ardından


5. günde de yüzmede büyük heyecan yaşandı. Günün yarışı ise erkekler 100 metre serbest finaliydi. Yarışa müthiş başlayan Santo Condorelli ilk 50 metreyi de önde tamamlamıştı ancak dönüşten sonra inanılmaz ataklar geldi ve her şey sıralamalar tamamen değişti. Dönüşle birlikte ABD’li yıldız yüzücü Nathan Adrian’dan müthiş bir atak geldi ancak Avustralyalı Kyle Chalmers çok daha iyi bir atakla son bölümde onu geçip yarışı birinci sırada bitirmeyi başardı. 18 yaşındaki Chalmers yarışı lider bitirirken olurken Adrian ise üçüncülüğü elde etti. 47.58’lik derecesiyle kariyerinin ilk olimpiyat altınını kazanan Chalmers, bu dereceyle dünya gençler rekorunu da kırmış oldu.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 4. Günün Ardından


2016 Rio’da Amerikalı sporcuların yüzme ve artistik jimnastikte harikalar yarattığı bir gün geride kaldı. Final Five olarak adlandırılan Amerika kadın jimnastik takımı altın madalyayı oldukça dominant bir şekilde kazanırken Phelps, Ledecky gibi yıldız yüzücüler de çok iyi performanslarıyla altın madalyaya ulaştılar. Türkiye’nin Rio’daki ilk madalyası ise sonunda geldi ve birçok dalda da çok güzel haberler vardı aslında.

9 Ağustos 2016 Salı

Spor/Haber: 2016 Rio Olimpiyatlarında 3. Günün Ardından


2016 Rio’da üçüncü günde ise genç sporcularımızdan güzel haberler gelmeye devam ediyordu. Bana göre günün en heyecan verici karşılaşmalarından biri 17 yaşındaki genç sporcumuz Mete Gazoz’un okçuluk ilk turdaki mücadelesiydi. Maça belki de biraz gergin başlayan Mete 2-0 geriye düşmüştü ancak devamında toparladı ve tiebreak’e giden maçı benim izlerken çok gerildiğim son atışlar sonucunda kazanmayı başardı, böylece de ikinci tura yükselmeyi başardı. Maça başlangıcı belki çok iyi değildi Mete ama maç sonundaki performansı oldukça harikaydı zaten. Ben okçuluğu pek izlemem ama bu maçı izlerken yerimde duramadım diyebilirim ve eminim ki birçok kişi de benim gibi hissetmiştir. Bu da benim onu izlerken en hayran olduğum noktalardan biri ise maç boyunca duruşunu hiç bozmamasıydı, benim izlerken çok heyecanlandığım bu maçta Mete oldukça konsantre ve sakin görünüyordu. İkinci turda belki istediğimiz sonuç gelmedi ve son 16’da olimpiyatlara veda etti ama bu sonuç bile onunla gurur duymamıza yeter bence. Çünkü performansı alkışı hak eden bir performanstı. İlerleyen yıllarda çok önemli başarılar elde edeceğine inandığım sporculardan biri oldu o da. Uzun ve başarılı bir kariyere sahip olmaması için hiçbir neden yok bence.