29 Haziran 2016 Çarşamba

Film/İnceleme: Independence Day 2: Resurgence/Kurtuluş Günü 2: Yeni Tehdit [2016]


Aradan 20 yıl geçmiş, yıl olmuş 2016, uzayda kolonimiz var -pardon, tabii ki Amerika'nın kolonisi var, Çin de Amerika'yla birlikte önde gelen devletler arasına girmiş. Uçan arabalar falan filan derken 20 yıl önce ele geçirdiğimiz uzaylı teknolojisini bayağı iyi değerlendirmişiz, lazerli silahlar, uzay gemileri havada uçuşuyor zaten. İzlerken keşke uzaylılar tarafından işgal edilseymişiz demedim değil.

27 Haziran 2016 Pazartesi

Spor: 2016 Wimbledon’dan Önce


Tenisin hatta belki de tüm sporların en özel turnuvalarından biri olan Wimbledon bugün başlıyor. Spor tarihinin en prestijli, en zarif ve en karizmatik turnuvası olan Wimbledon, 2 hafta boyunca yine çok heyecanlı anlara hatta bazı tarihi anlara sahne olacaktır diye düşünüyorum her zamanki gibi. Sadece beyaz giyinme, korta giriş – çıkışlarda özel protokol ve daha birçok kurala, ayrıca bir de çok meşhur bir kraliyet locasına sahip olan bu çok özel turnuva bu sene 130. kez düzenleniyor. Turnuvayı bu kadar özel yapan nedenlerden ilki de dünyanın en eski tenis turnuvası olması zaten, e bir de çimde oynanan tek Grand Slam olduğunu da unutmayalım. Dünyadaki en güzel ve en zarif sporlardan biri olan tenisin tam olarak zirvesi diyebileceğim bu müthiş turnuva benim en sevdiğim Grand Slam sanırım. Bunun nedeni de çim kort maçlarının benim için tenisteki en güzel şeylerden biri olması. O çok sevdiğim servis vole oyununu çimde diğer kortlardan daha çok görmemizin de bunda etkisi büyük tabi. Müthiş bir tarih ile beyazın zarafetinin 130. kez birleştiği bir Wimbledon daha başlıyor. Peki ya bizi bu sene nasıl bir turnuva bekliyor? İşte bu sorunun cevabı yazımın devamında!

26 Haziran 2016 Pazar

Haftanın Şarkıları | 20 – 26 Haziran 2016


Oldukça heyecan verici ve güzel bir hafta geçirdim. Çünkü sadece gelmiş geçmiş en ilham verici ve en müthiş sanatçılardan biri olan Patti Smith’i canlı izlemekle kalmadım, onunla tanışabildim de. İşte çok sevdiğim bu efsaneyle tanışmak benim için haftanın hatta belki de yazın olayı oldu. Bu haftaki müzik seçimlerimde de onun etkisi çok oldu tabi. Patti’nin dışında, Patti Smith deyince aklıma gelen birkaç isimden de şarkılar var bu haftaki listemde. Efsanelerle dolu bir liste ile karşınızdayım bu hafta.

21 Haziran 2016 Salı

Kitap/İnceleme: Oz: Dorothy of Kansas/Oz: Kansaslı Dorothy


Oz: Dorothy of Kansas/Oz: Kansaslı Dorothy
Adam Fawer

Orijinal Basım Tarihi: İngilizce basımı yok.
Çeviri Basım Tarihi:18 Haziran 2016
Yayınevi: April Yayıncılık

Goodreads Puanı: 4/5 (1 oy)
Benim Puanım: 4/5









2005 yılında yayınlanan Improbable/Olasılıksız ve 2008 yılında yayınlanan Empath/Empati'yi Türkiye'de o sıralar aşağı yukarı herkese okuttuktan sonra ortadan kaybolan Adam Fawer'ın yeni kitabı Oz: Kansaslı Dorothy, birkaç gün önce kitapçılarda yerini aldı. Önceki kitaplarını sayfalara yapışarak okuyan biri olarak, Oz'un benim kütüphaneme de girmesi için yazarın adını görmem yetti elbette, 

20 Haziran 2016 Pazartesi

Haftanın Şarkıları | 13 – 19 Haziran 2016


Haftamın büyük bir kısmı dizi ve film izlemekle geçti. İzlemek isteyip de bir türlü zaman bulamadığım bir sürü film vardı ve sonunda onları izleyebildim. Sinemada çok zaman geçirdim diyebilirim yani ama bir diğer önemli olay da en sevdiğim dizilerden biri olan Orange is the New Black’in yeni sezonunun çıkması oldu. Tüm izlediğim dizi ve filmler bu haftaki listemi de etkiledi ve onların şarkılarını da koydum listeme. Bunlara ek olarak çok güzel yeni şarkılar da keşfettim ama yani çok güzel bir haftaydı diyebilirim.

19 Haziran 2016 Pazar

Film/İnceleme: Warcraft: The Beginning/İki Dünyanın İlk Karşılaşması [2016]


Özellikle de son zamanlarda, uyarlamalar için, “Bir film olarak iyi ama uyarlama olarak kötü,” cümlesini çok ve çok sık kuruyorum. Warcraft: İki Dünyanın İlk Karşılaşması da bu yarı geleneği sürdüren filmlerden biri oldu; çeşitli kısımlar haricinde ideal olabilecek bir aksiyon filmi ama pek çok yönden de hayal kırıklığı, en azından benim için.

14 Haziran 2016 Salı

Kesinlikle İzlemelisin: The Conjuring 2 (2016)


Sinemanın belki de en keskin hatlara sahip türü korkudur. Korku filmleri ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılık gösterir. Bu farklılık drama gibi alışa geldiğimiz bir türde yoktur mesela. Drama da Türk sineması ile Japon sineması arasında da birçok benzerlik vardır. Ancak korku sineması öyle değildir işte. Bunun da en önemli nedeni zaman zaman dini öğelerin zaman zaman da bazı sosyokültürel öğelerin hikayenin merkezinde olmasındandır. Bir dönem Amerikan sinemasında bu türün başarılı örnekleri pek görülmemeye başlanmıştı. Sürekli birbirinin tekrarı gibi görünen filmlerden tutun da başka ülkelerde çekilmiş filmlerin genellikle daha başarısız olan Amerikan versiyonlarının çekilmesini görebildik bir dönem. Ancak birbirinin tekrarı bu başarısız yapımların ardından türe yeni bir yön kazandıracak hatta bir anlamda türün son dönemdeki dirilişini sağlayacak bir isim var karşımızda: James Wan. Benim çok uzun zamandır beklediğim son filmi The Conjuring 2 ise kesinlikle beklenmeye değer müthiş bir yapım ve türü içerisinde de önemli bir yere yerleşecektir. (Bu incelememde olabildiğince spoiler'dan uzak durmaya çalışıp filmin konusundan genel olarak bahsetmeye çalıştım ama herkesin spoiler tanımı farklı olabileceği için ben sizi yine de uyarayım.)

12 Haziran 2016 Pazar

Haftanın Şarkıları | 6 – 12 Haziran 2016


Bu hafta oldukça çeşitli şeyler dinledim her zamanki gibi ama en çok dinlediğim isim Selena Gomez’di. Bu hafta ben de ondan iki şarkı paylaşmak istedim ve bu nedenle oldukça tatlı da bir liste oldu zaten. İkisinin de ayrı güzellikleri var, dinlemenizi öneririm. Tabii ki dahası da var.

11 Haziran 2016 Cumartesi

Cumartesi Şarkısı | 4 - 11 Haziran 2016



Alice Cooper - School's Out
Gerekenden ve istenenden çok daha uzun süren bir dönemin ve sürünme sürecinin ardından bahar dönemini sonunda kapattık. Her taraf romantik komedi filmi pembesine bürünmüşken ben de dedim ki bu haftaki listeme bir başka kliş- ehm, klasikle  başlayayım. En azından yaz okuluna kadar bu şarkıyı söyleyerek dolanmayı planlıyorum.

---


AURORA - Murder Song (5, 4, 3, 2, 1)
Alice Cooper'dan hemen sonra dinlenecek türden bir şarkı sayılmaz aslında; ama bu şarkıyı eklememek bütün haftama hakaret olurdu. Stüdyo versiyonunu pek beğenmedim; ama akustik versiyonunun bambaşka, ilk dinleyişimden beri tam olarak çıkamadığım bir etkisi var üzerimde. Doğru ruh haline girdiğimde tüm albümü dinleyeceğim.

--

Blink-182 - Rabbit Hole
Araya giren onca yıldan sonra 2011'de albüm çıkardıklarında dönüşlerinin gerçek ve kalıcı olduğuna inanmamıştım, hatta yeni albüm söylentilerine inanmamıştım bile; ama bu temmuzda çıkacak olan albümlerinden yayınladıkları single'lar söylediklerimi olacak en güzel şekilde yutturdu bana, özellikle de Rabbit Hole. An itibariyle yeni albüm için bayağı heyecanlıyım. (Merak edenler için albümün adı California, çıkış tarihi 1 Temmuz olacak)

10 Haziran 2016 Cuma

Oyun/İnceleme: To the Moon


To the Moon
Freebird Games
Yazar/Geliştirici: Kan Gao
Çıkış Tarihi: 1 Kasım 2011

Aslında bu oyun incelemesinden çok tanıtımı gibi bir yazı olacak; zira To the Moon, hakkında söyleyebileceğiniz en ufak şeyin potansiyel oyuncular açısından her şeyi yıkıp geçebileceği türden bir oyun. Ana karakterlerimiz işleri anıları yeniden yaratma yoluyla ölmek üzere olan insanların son arzularını yerine getirmek olan iki doktor, Neil Watts ve Eva Rosamund; ölmekte olan yaşlı bir adam, Johnny ve onun karısı, River.

7 Haziran 2016 Salı

Spor: 2016 Roland Garros Erkekler Finalinin Ardından


Turnuvanın son gününde erkekler finalinde dünya 1 numarası Novak Djokovic ile dünya 2 numarası Andy Murray karşı karşıya geliyorlardı. İkisi de kariyerlerinde ilk kez Roland Garros’u kazanmak istiyorlardı ancak Djokovic için bu galibiyetin önemi çok daha fazlaydı tabii ki de. Çünkü Djokovic’in kariyerindeki en önemli eksiği gidermek ve çok uğraştığı Roland Garros şampiyonluğunu kazanmak istiyordu artık. Her anlamda tarihi bir final olacaktı. Eğer Djokovic kazanırsa tarihte “kariyer Grand Slam’i” yapmış yani tüm Grand Slam’leri en az bir kere kazanmış olan 8. tenisçi olacaktı. Eğer Andy Murray kazanırsa o da 80 yıllık çok uzun bir aradan sonra Roland Garros’ta şampiyon olan ilk Britanyalı tenisçi olacaktı. Son Britanyalı şampiyon 1936 yılında turnuvayı kazanmayı başaran Fred Perry’di. Bu maç ilk maçlarını 11 yaşındayken oynamış olan ve doğal olarak da birbirini çok iyi tanıyan bu ikilinin 34. karşılaşmasıydı. Önceki karşılaşmalarda ise Djokovic’in 23-10’luk önemli bir üstünlüğü bulunuyordu. Oyun tarzları da oldukça benzer olan bu ikili yılın ilk Grand Slam’i Avustralya Açık’ta finalinde de karşı karşıya gelmişlerdi ve o maçı Djokovic kazanmıştı. Son karşılaşmaları ise bir toprak kort turnuvası olan Roma finalinde olmuştu ve o maçın galibi ise Murray’di. Kim kazanırsa kazansın tarihe geçecek bu final ikilinin maçları arasında en heyecanlı başlangıca sahip olanıydı sanırım. Maç boyunca birçok müthiş puan da gördük.

5 Haziran 2016 Pazar

Spor: 2016 Roland Garros Kadınlar Finalinin Ardından


Yağmurdan çok etkilenen ve maçlarda sürekli yağmur araları veya ertelenmeler gördüğümüz bu Roland Garros’ta artık kadınlar ana tablosunun sonuna maçındaydı sıra. Finale kalanlar ise dünya 1 numarası Serena Williams ile dünya 4 numarası Garbine Muguruza’ydı. Bu ikili daha önce 4 kez karşılaşmış ve bu maçların da hepsi Grand Slam’lerde olmuştu. Daha önceki karşılaşmaların 3’ünü kazanan Serena Williams olsa da Roland Garros’ta 2014 yılında oynadıkları 2. tur maçını müthiş bir oyunuyla kazanan kişi Muguruza olmuştu. Son maç ise geçen sene Wimbledon finalindeydi. Muguruza’nın kariyerindeki ilk Grand Slam finali olan bu maçı ise Serena oldukça iyi bir oyunla kazanmıştı. İkili arasında oynanan maçlar arasında en önemlileri de bu iki maçtı muhtemelen, bu iki raketin açıklamalarından da belli oluyordu. Muguruza geçen sene Wimbledon’da kaybettiği maçın kendisine çok şey öğrettiğini söylemişti. Serena ise 2014’te burada aldığı şok yenilginin kendisine çok şey öğrettiğini, hatta sonraları birçok maçı kazanmasında da etkisi olduğunu söylemişti. İki raketin de aralarında yeni yeni oluşan bu rekabetten çok şey öğrendikleri belli oluyordu zaten ama bu final tamamen farklı olacaktı çünkü özellikle Muguruza kendini Wimbledon finalindeki haline göre çok geliştirmişti. Bu kariyerinin ilk toprak kort finalini toprak kortta oynanan tek Grand Slam olan Roland Garros’ta oynayacak olmasından da anlaşılıyor zaten. Bana göre turnuvanın finalinde olabilecek en güzel eşleşmelerden biri buydu ve oldukça da heyecan verici bir maç oldu. (Bu yazımda maçla ve şampiyonla ilgili yorumlarımın yanında maçın özetinin yer aldığı video da var, ona da en alttan ulaşabilirsiniz.)

Bu Hafta | 30 Mayıs - 5 Haziran 2016

Ne Okudum?
Bu hafta kitap yönünden oldukça hareketsiz bir hafta geçirdim. Haftanın başında okuduğum Captain America: Steve Rogers #1 sayısının etkileri geçti; ama kendimi yeniden çizgi romanlara verebilecek kadar değil. Onun yerine kitaplara başlayıp başlayıp yarım bırakma evreme geri döndüm. Şu ana kadar yarım bıraktığım en güzel kitap Level Up Your Life, bitirince/bitirirsem daha detaylı bahsederim.







Ne İzledim?
Diğer yandan bu hafta ilgimi farklı bir türe yöneltip (daha doğrusu tembelliğin doruklarında gezip) kendimi filmlere verdim, yedi günde birbirinden alakasız yedi film izledim: Oturup tamamını izlemeyi çok uzun zamandır istediğim Iron Man (2008) ve Iron Man 2 (2010), Ricky Gervais imzalı (ve doğal olarak komedi türünde) Netflix filmi Special Correspondents (2016), tamamını sırıtarak izlediğim, diğerlerinin yanında nispeten kısa kalan romantik komedi Man Up (2015) ve izlediğime fazlasıyla pişman olduğum Never Let Go (2015). Diğer ikisini hatırlamıyorum bile, muhtemelen bir noktadan sonra beynim aşırı ısınıp kaydetmeyi bıraktı.





Ne Dinledim?
Bu haftanın Cumartesi Şarkısı eksikliğinden de anlaşılabileceği üzere, bu hafta müzik dünyasından bir parça uzak kaldım. Haftaya sınavların da tam olarak bitmesiyle birlikte kendimi müzikte boğmayı planlıyorum. Az kaldı.

4 Haziran 2016 Cumartesi

Spor: 2016 Roland Garros Yarı Finallerin Ardından


Turnuvanın yağmurdan çok etkilenmesi ve oldukça karışan takvimlerin bir sonucu da tüm yarı finallerin aynı gün oynanması oldu, oysaki normalde yarı finaller Grand Slam’lerde iki-iki bölünürdü. Tüm maçların aynı gün oynanması da turnuvanın ikinci kortu olan Suzanne-Lenglen’de yarı final maçının oynanması gibi ilginç bir olayı beraberinde getirdi. Bunun ilginç bir yanı da şu ki dünya 1 numarası Novak Djokovic’in de maçının olduğu bu kort yeteri kadar dolmadığı için turnuva organizatörleri normal bileti olan izleyicileri korta almışlar. Ancak bu da Djokovic’in biraz daha seyirci ile etkileşim halinde maçını oynamasına neden oldu diyebiliriz belki de. Ortaya eğlenceli görüntüler de çıktı sonuç olarak.

3 Haziran 2016 Cuma

Spor: 2016 Roland Garros Çeyrek Finallerin Ardından


Turnuva bu sene yağmurdan oldukça etkilendi diyebilirim. Turnuvanın 9. günü olması gereken maçların tümü yağmur nedeniyle ertelendi. Bir sonraki gün ise yine maçların birçoğu tamamlanamadı ve dördüncü turdaki maçların tamamının bitmesi 11. günü buldu. Ben bu yazımda turnuvanın 11 ve 12. günlerinde oynanan çeyrek finallerden bahsedeceğim.