4 Temmuz 2016 Pazartesi

Dizi/İnceleme: Doctor Who, 9. Sezon


Kabul edelim, yıllarca devam edip yine de harika olmayı başaran dizilerin sayısı bir hayli az ve giderek azalıyor. Yine de Doctor Who, 9. sezonunda bile yıkıp geçmeyi başardı. Hatta sezon, özellikle de ikinci yarısıyla en sevdiğim dizi sezonları listesinde en yükseklere yerleşti. Peter Capaldi'nin 12. Doctor olarak başarısından katıldığı ilk bölümlerde şüphe etmiş biri olarak, bu sezonda kendimden ciddi şekilde utandığımı itiraf ediyorum, hikayelerin duygusal yoğunluğunu sahneye fazlasıyla taşımayı başardı. *şapka çıkarır* Aynı zamanda günlerdir sezon finalinin ruh halinden çıkamamış olmamın nedeni olur kendileri.

Sezonun en dikkat çekici özelliği, barındırdığı yan karakterler. Üç sezondur ortalıkta olan Clara'nın (Jenna Coleman) ötesinde, görmekten muhtemelen asla sıkılmayacağım Missy (Michelle Gomez) ve bu sezon diziye Ashildr/Me adıyla katılıp şimdiden on iki bölümün dördünde rol alan Maisie Williams diziyi zaman zaman bizzat Doctor'dan fazla yönettiler. Yol arkadaşı olmayan kadro gittikçe daha da renkleniyor. 

Hepsi iyi güzel de, asıl önemli nokta hâlâ kurgu. Moffat'in Doctor Who tarihinin en ürkünç yaratıklarını yaratması yetmezmiş gibi bir de üstüne Heaven Sent ve Hell Bent gibi etkileyici bölümler yazıp bize işkence etmeye devam ediyor. Kendisini kınıyor ve şunu ekliyorum: 


Bir karakterin özellikle de diğerlerinin yanında biraz sönük kalan ölümünün getirdiği şokun üzerinden çok geçmeden (en azından kendi adıma konuşursam, zira 12+1 bölümü iki gecede izledim) kendimizi Doctor'la birlikte o tuhaf yerden kaçmaya çalışırken bulduk. Yetmez gibi onun üstüne bir plan daha yapıp koştura koştura gittik birilerini kurtardık, sonra başka birilerini kurtardık filan derken en ağır kısımlarını yine Moffat'in getirdiği bayağı bir aksiyonla sezonu kapattık.

Benim asıl takıldığım nokta ise, muhtemelen pek çokları gibi, The Hybrid oldu. Bütün bir sezon boyunca hakkında işe yarar hiçbir şey öğrenmedik, onun yerine elimizde bol miktarda spekülasyon ve sıfır doğrulamayla kalmak. Moffat gelecek sezonda bunu toparlayıp altından bir şey çıkarırsa iyi de, çıkarmazsa ya konu kenara atılacak ya da pek iyi yazılamayacak, ben de olduğum yerde kriz geçire geçire konuya geri dönmelerini bekleyeceğim. (Etkisinden çıkamadım demiştim)

Söylemek istediğim her şey burada bitmiyor, daha sezonun en vurucu detaylarından söz etmek istiyorum ama spoiler faktörü devreye giriyor. Oysa ben daha Face the Raven diyecektim, "Let me be brave," diyecektim, neler neler diyecektim ama spoiler. Onun yerine yazıyı şununla noktalıyorum: 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder