5 Mayıs 2016 Perşembe

Kitap/İnceleme: Miss Peregrine's Home for Peculiar Children/Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları - Ransom Riggs

Miss Peregrine's Home for Peculiar Children/Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları
Miss Peregrine's Home for Peculiar Children/Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları #1
Ransom Riggs

Orijinal Basım Tarihi: 7 Haziran 2011
Çeviri Basım Yılı: 4 Eylül 2015
Yayınevi: İthaki
Çevirmen: Aslı Dağlı

Goodreads Puanı: 3.83/5
Benim Puanım: 3/5






Bu kitaptan sonra şunu anladım: Büyükbabanız size inanması zor, bol yaratıklı, fantastik bir hikaye anlatırsa inanın; yoksa bir gün evinin arkasında yatan cesedini bulduğunuzda aslında anlattıklarının hepsinin fazlasıyla gerçek ve var olduğunu öğrenebilirsiniz. Neyden mi bahsediyorum?

"Elimden sana katılmaktan başka bir şey gelmiyor," diye yanıtladı. "Yirmi yedi yılda hayvanların yarısını ve insanların neredeyse tümünü gözlemledim."
...
Millard yanıt vermek yerine olacak şeyleri henüz gerçekleşmeden anlatmaya koyuldu. "Bayan Higgins öksürük krizine tutulmak üzere," dediği anda sokaktaki kadın yüzü kıpkırmızı kesilene kadar öksürüp aksırdı. "Birazdan bir balıkçı, savaş döneminde işleri sürdürmenin zorluğundan şikayet edecek," dedi ve balık ağlarıyla yüklü at arabasına yaslanmış olan bir adam yanındaki adama dönüp, "Sularda o kadar çok lanet olası denizaltı geziyor ki oltanın ucunda balık var mı diye bakmak bile tehlikeli!"

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, tek kelimeyle dengesiz bir kitap. Hikaye 400 sayfa boyunca cidden iyi ve cidden sıkıcı arasında o kadar sık değişiyor ki, bir noktadan sonra (ve bir noktaya kadar) kitabı gerçekten ne kadar beğendiğinizden emin olamıyorsunuz. Şu anda, kitabı bitirdikten üç gün sonra bile kitabın 2/5 ve 4/5 arasında neyi hak ettiğine karar verebilmiş değilim. Şu anki notumun kitap ilerledikçe belirgin şekilde değişmesi olası.

Sorun, kitabın asıl güzel kısmının tamamen fiziksel özellikleri olması. Biraz önce öğrendiğim kadarıyla kitabın ilk çevrilmiş basımı Sayfa6'ya, ikincisi İthaki'ye aitmiş. Ben Sayfa6 basımını hiç görmedim, bu nedenle ikincisi için konuşuyorum; kitabın basımı harika. Kitabın kapağı ve içindeki genel renk ve desenleri zaten şık, içindeki fotoğraflar da yerlerine tam oturmuş ve hikaye içinde çok güzel kullanılmış, her şeyin aklımızda canlanmaya bırakılması yerine elimize fiziksel kanıt geçmesi kitabı oldukça keyifli kılmış. Diğer yandan, hikayeyi kendi içinde özel kılan başka bir şey yok. Hatta öyle ki, yazım tarzının okunabilir olmasının temel nedeninin bile çevirinin güzelliği olduğuna ikna olmuş durumdayım.

Hikaye dersek, dediğim gibi, dengesiz. Büyükbabayla ilgili ilk bölümler ilginçti, adaya ilk varış ve ortalığın keşfi gibi kısımlar da beni etkiledi; ama yetimhane ve çocuklar, tuhaflıklarına rağmen, hiç ilgi çekici değildi ki bunu başarmak da beceri ister gibime geliyor. İkinci kitapta bol bol göreceğiz gibi duran Emma kitaptaki belki en uyuz karakterdi, ondan hemen sonra Jacob, bir sonra da babası geliyor zaten. Döngünün ötesinde ilgimi çeken bir şey bulamadım yetimhaneyle ilgili. Kitap muhteşem bir arka plan üzerine inşa edilmiş, yazar işin o kısmını bayağı güzel kotarmış; ama üst katlarda pek bir renk yok açıkçası. Kötü bir kitap değil; ama büyütüldüğü kadar iyi de değil.

Eğer bu doğruysa, diye düşündüm, insanların yıllardan beri aklını kaçırmadan nasıl aynı günü üst üste yaşayabildiğini açıklardı. Evet, yetimhane de buradaki hayat da güzeldi ama her gün birbirinin aynıysa ve Bayan Peregrine'in de dediği gibi çocukların buradan ayrılması mümkün değilse o zaman burası sadece bir cennet değil, aynı zamanda bir tür hapishaneydi. O kadar büyüleyici bir hoşluğu vardı ki insanın bunu fark etmesi yıllar sürebilirdi ve ondan sonra da her şey için geç kalınır, buradan ayrılmak da son derece tehlikeli bir hal alırdı.
Aslında bu bir karar bile değildi. Kalıyordunuz. Kalmasanız neler olabileceğini ise ancak yıllar, yıllar sonra merak etmeye başlardınız.

Özetle, eğer kitabı bir kitapçıda görürseniz elinize alıp fotoğraflarını incelemeyi ihmal etmeyin. Okuma kısmı konusunda ise özellikle bir tavsiyede bulunamam, 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder