27 Mayıs 2016 Cuma

Çizgi Roman/İnceleme: Spider-Man/Deadpool #1-4



Mağaradan çıktım, tam çıktım, çok da güzel zamanlara yetiştim: Spider-Man/Deadpool #5 dün çıktı! E bana da bir oturuşta hepsini okuyup incelemek kaldı. 

Bu yazı spoiler ve bol görsel içerir, ayrıca biraz uzunca, pek telefonda okunacak cinsten değil yani. Ben uyarmış olayım da.

Bir Spideypool hayranı olarak bu tarz bir çalışmayı o kadar uzun zamandır istiyordum ki, bütün sayıları dün okuyup bitirdiğim (ve yeni sayının çıkış tarihini takvimime eklediğim) halde ortaya düzgün bir inceleme çıkaramıyorum. Beş sayıyı birden yazmak pek iyi bir fikir değilmiş aslında, gruplayacak olursam #1-3 ve #4-5 bambaşka dünyalar demek yanlış olmaz.

Serinin en iyi yanı kesinlikle hikayesi. Çizimler ciddi şekilde muhteşem (ki birazdan göreceksiniz zaten), karakterler ve aralarındaki ilişkiler farklı şekillerde harika; ama hiçbiri hikayenin eline su dökemez kesinlikle. Bir kez, Joe Kelly o kadar katmanlı bir hikaye yaratmış ki, her yerden bir detay çıkıyor. Posehn ve Duggan'la herhangi bir sorunum yok, hatta genelde severim bile kendilerini; ama özellikle de bu hikayeyle kıyasladığımda ne kadar fazla alanın boşa harcandığını görüp üzülmemek elde değildi.

Hikayenin katmanlarından birinde, en üsttekinde, artık klasikleşmiş Deadpool-Spider-Man kovalamacası yaşanıyor. Hikaye, Deadpool'un Spider-Man'i cehenneme kaçırıp Dormammu'yla dövüştürmesiyle başlıyor. Efsanevi bir başlangıç demek yanlış olmaz.


Daha sonra bunun aslında bir iş görüşmesi olduğunu anlıyoruz: Deadpool Spider-Man'e kendisiyle birlikte çalışmasını teklif ediyor. Spider-Man'in bundan pek mutlu olduğu söylenemez. 



Ardından öğreniyoruz ki bunun arka planında yatan amaç farklıymış.



Bu sayıda aynı zamanda (Spider-Man'i takip etmeyen kitle olarak) Peter Parker'ın an itibariyle Parker Industries adı altında devasa bir şirketi yönettiğini öğreniyoruz. Birileri bundan hoşlanmıyor ve:

İkinci katman.

Son zamanlarda gördüğümüz tüm süper kahraman filmlerinde herkes herkesin adını, yaşını, ev adresini ve ayakkabı numarasını bilince, Deadpool'un Spider-Man kadar popüler birinin kim olduğunu bilmemesini beklemiyordum. Gerçi düşününce mantıklı. 

Böylelikle ilk sayıyı genel olarak özetlemiş olduk. Buraya kadarki doluluk tanıtım amaçlıydı, hikayenin tadını kaçırmamak adına kalanını bu kadar detaylı anlatmayı düşünmüyorum. İkinci ve üçüncü sayılar için genel olarak hikayenin yükseliş evresi demek en doğrusu. Bir taraftan Deadpool/Spider-Man ilişkisinin (yavaaaaaaaş yavaaaş) gelişmesine, diğer yandan ikisinin birlikte ne kadar iyi (ya da kötü) olabileceğine tanık oluyoruz. Kendi adıma, Kelly'nin bana Spider-Man'i sevdirmeye başladığını bile söyleyebilirim hatta. En azından Deadpool'a karşı biraz daha iyi davranmaya başladıktan sonra.

♥♥♥

Kelly işin bu duygusal notta bitmesine izin vermiyor elbette. Önceki bölümlerde Parker'ın gerçekten kötü biri olduğundan emin olmadan onu öldürmekte tereddüt eden Deadpool, Spider-Man'in süzülüp gitmesiyle birlikte fırsatı değerlendirip Parker Industries'in içine doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bulduklarından hiç memnun kalmıyor.

Çizimlerin ne kadar muhteşem olduğundan söz etmiş miydim?
Parker'ın ölmesini bu kadar derinden isteyenin kim olduğunu feci merak ediyorum; ama görünüşe göre öğrenmemize daha var.

Üçüncü sayının büyük bir kısmı zorunlu süper kahraman savaşlarına gitse de son sayfalara doğru hem Deadpool'un duygusal yanını biraz daha inceliyoruz, hem de Parker'ın bildiği dünyanın dışına çıkma evrelerinin son noktalarına yetişiyoruz. Her şey kulağa geldiği kadar iyi değil tabii.




Dördüncü sayıyla birlikte hikayenin tonu belirgin şekilde rahatlıyor. Bu kez ikili kötülerle savaşmak yerine Deadpool'un kulübünde birileriyle randevuya çıkıyorlar, sayının neredeyse tamamı bununla alakalı.  


Bu sayı önceki bölümlerin gerginliğinden sonra bu sayının neşeli havası oldukça iyi geldi. Sayı boyunca bol bol güldüğümü söyleyebilirim, hatta ilerleyen zamanlarda dönüp tekrar okumam bile mümkün. İkisinin iş dışında takılmasının bu kadar keyifli olabileceğini düşünmemiştim, şimdi daha fazlasını istiyorum.

Ne var ki ne Kelly, Ne McGuinness bizim mutluluğumuzun peşinde aslında; bunun en büyük kanıtını bölümün sonunda görüyoruz: 



Normalde bu #1-5 incelemesi olacaktı; ama şu sahneden sonra bir hainlik yapıp incelemeyi burada kesmeye karar verdim. Kalbiniz dayanıyorsa elinize geçirdiğiniz ilk fırsatta ilk beş sayıyı alıp okuyun derim, ayrı ayrı muhteşem olan Joe Kelly/Ed McGuinness ikilisi birlikte ortaya şaheser çıkarmışlar. Ben 6. sayıyı nasıl bekleyebileceğimi hiç bilmiyorum, şimdiden gözüm yollarda. Şimdi beş haftalık bir uykuya yatmaya gidiyorum, #6 çıktığında beni uyandırın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder