11 Nisan 2016 Pazartesi

Kitap/İnceleme: The Way of Shadows/Gölgelerin Yolu - Brent Weeks


The Way of Shadows/Gölgelerin Yolu
Night Angel/Gece Meleği #1
Brent Weeks

Orijinal Basım Yılı: 2008
Çeviri Basım Yılı: 2013
Yayınevi: Artemis
Sayfa Sayısı: 589

Goodreads Puanı: 4.15/5
Benim Puanım: 4/5







"Hayat boştur. Hayat anlamsızdır. Bir hayatı aldığımızda değerli bir şey almış olmayız. Suikastçılar katildir. Yaptığımız tek şey öldürmektir. Bizler katilden başka bir şey değiliz. Bu sevimsiz meslekte şairlere yer yoktur."

Hani bir kitabı kapağına göre yargılamayın derler ya? Bu kitap için ben de aynısını söylüyorum, zira her ne kadar kapak olabildiğince dandik görünse de, daha ilk kitabın ortalarında serinin kalanını okumak için sabırsızlanıyordum. Son zamanlarda daha kısa kitaplara yönelip düzenli okuma alışkanlığım geri kazanmayı planlıyordum; ama görünüşe göre kalın kitaplardan vazgeçemeyeceğim.

Her ne kadar kapağına bakınca insanın aklına ilk ninjalar gelse de, bu kitabın temel konusu suikastçılar. Biri kitabın daha ilk sayfalarında karşılaştığımız Durzo Blint, efsanevi suikastçı, hatta bir nevi efsane. Bütün hayatını işine adamış, öldürülmeyi planlamasa da ölümle neredeyse barışık bir adam. Diğeri ise daha 11 yaşındayken karşılaşıp sevip sevmediğime bir türlü karar veremediğim, sonraki yaklaşık 600 sayfa ve 10 yılda bana kendini yavaş yavaş sevdiren Azoth, nam-ı diğer Kylar. Her koşulda, kitabın en güzel kısmı karakterleri.

"Hayatın bu kadar boş mu çocuk?"
Bana hayır dersen öyle olacak. "Ben senin gibi olmak istiyorum."
"Kimse benim gibi olmak istemez."

En güzel ikinci kısmı olaraksa yazım tarzını gösterebilirim. Kitap kendi içinde çok akıcı değil, hatta bazı noktalarda tıkandığı bile oluyor ki bu kitabı dört günde bitirebilmemin temel nedeni aslında. Ne var ki yazar karakterlerin dünyasına girebilmeyi iyi başarmış, okurken yer yer benim pek tercih etmediğim üçüncü tekil şahısla yazılmış olduğunu bile fark etmedim, hikayeleri karakterlerin kendisinden dinliyormuşum gibi hissettim.

Diğer yandan, bu tüm karakterler ve bölümler için rahatlıkla söyleyebileceğim bir şey değil. Her ne kadar çoğu noktada (eşittir, yukarıda söz ettiğim iki karakter hakkındaki kısımlarda) yazar oldukça iyi iş çıkardıysa da, yarı-ana ya da yan karakterlerin bölümler biraz sıkıntılıydı. Logan, Mama K, Kont Drake, General ve diğer yarı-ana karakterler konusunda sorun yaşamadım, hatta içlerinde biraz daha ön planda olmaları halinde en sevdiğim karakterler arasına girebilecek olanlar da vardı; ama Solon ve diğerlerinin tam olarak kim olduklarını ya da baskın bir iki özelliklerinin ötesinde hikayedeki işlevlerini hâlâ anlayabilmiş değilim. 

"Sen şehirdeki en iyi suikastçısın ama tek değilsin. Beni yanına çırak almaz ve öldürmezsen, Hu Gibbet ya da Faça Wrable'ın çırağı olurum. Seni alt edebileceğim tek bir an için bütün hayatım boyunca çalışırım. Bugünü unuttuğumu düşündüğün güne kadar beklerim. Bunun sadece aptal bir lonca sıçanının tehdidi olduğunu düşüneceğin güne kadar beklerim. Ben ustalaştıktan sonra bir süre gölgelerde dolaşırsın. Ama onlarca seferinde benim orada olmadığımı gördüğünde son bir kez daha gölgelere dalarsın ve işte o zaman ben orada olurum. Seninle birlikte ölmem umurumda değil. Senin hayatına karşılık, benimkisi."

Kitabın bir başka sıkıntısıysa dünyası ki bunun bir high fantasy romanı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu ciddi bir eksiklik. Elimizde 600 sayfalık bir kitap var ve kitabın başındaki harita haricinde dünyayla ilgili neredeyse hiç bilgi yok. Bir noktada Blint, Kylar'a diğer coğrafyalarda büyücülerin nasıl muameleler gördüğünü uzunca bir paragrafta anlatıyor, hepsi o. Şimdi aradığımda o paragrafı da bulamadım zaten. Bu detay başlardaki yavaşlığı bir kez atlattıktan sonra çok hızlı ilerleyen olay örgüsünün arasında kayboluyor gerçi; ama yine de biraz daha özene hayır demezdim.

Kitabın olumsuz özellikleri bundan ibaret değil, olay örgüsünün yer yer fazla sıkıcı ve tahmin edilebilir hale gelmesi ya da karakterlerin en baskın özelliklerine göre fazla klişeleşmiş özelliklere sahip olması gibi detaylar da var; ama ben hikayenin genelinden keyif aldığım için bunları büyük ölçüde görmezden gelinebilir buldum. Karakterlerin geçmişleri ve hikaye içinde verilen ince detaylar birbirine çok güzel bağlanmıştı ve ortaya benim devamını daha derin şekilde öğrenmek isteyebileceğim bir öykü çıkmıştı. Diğer karakterler sonraki kitaplarda daha baskın rol oynarsa (ki bol miktarda spoiler içeren arka kapak yazısının ortaya koyduğu üzere, oynayacaklar) seri daha fazla gelişebilir bile. Ben umutluyum.

"Keşke ölümlerimiz, birbirimizin elinden olmasaydı."

Özetle, hareketli fantastik romanlardan hoşlanıyorsanız ve olay örgüsü sizin için dünyadan daha önemliyse, bir de klişeleşebilen karakterlerle çok sorununuz yoksa sıradaki favori kitabınızı buldum. Alternatif koşullarda da keyif alabileceğiniz, her ne kadar çerezlik olmanın yanından bile geçmese de farklı bir dünyaya girmek istediğiniz bir boşlukta en azından bir göz atabileceğiniz, aksiyon ve entrikadan geçilmeyen bir kitap. Ben serinin nasıl devam edeceğini görmeyi merakla bekliyorum. 4/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder