18 Mart 2016 Cuma

Oyun/İnceleme: Firewatch


Firewatch
Campo Santo, Panic Inc.
Çıkış Tarihi: 9 Şubat 2016
PS4, PC


Hiç iş/okul stresinden, trafikten, bütün dertlerinizden, şehirden kaçıp doğayla iç içe bir yerlere taşınmayı istediniz mi? Firewatch'ta ana karakterimiz Henry de tam olarak bunu yapıyor, üstelik sizi de beraberinde götürüyor. Sorun şu ki, orman istediği kadar sakin çıkmıyor.

Oyunda biz Henry'yiz, tahminimce 35-40 yaşları arasında, karısının hastalığı nedeniyle evliliği yıkılmış durumda, hayatta tutunacak hiçbir şeyi olmayan bir adam. Sorunlarımızdan kaçmanın bir yolunu aradığımız sıralarda Wyoming'de yangın gözcüsü (fire lookout) aradıklarını öğreniyoruz ve hikayemiz burada başlıyor.


Oyundaki ilk günlerimiz oldukça sakin geçiyor. Ormanın içinde havai fişek patlatmanın iyi bir fikir olduğunu düşünen iki geri zekalıyı kovalıyoruz ve sürekli Delilah'la konuşuyoruz. Konuşma tek yönlü ya da arka planda ilerlemiyor, sol tarafımızda altında REPLY yazan radyo çıktığında sol Shift butonuna basılı tutup farenin orta tuşu yardımıyla söyleyeceklerimizi seçebiliyoruz. Ne demeyi seçtiğimizin oyunun gidişatında çok büyük etkileri yok aslında; ama kendinizi ortama kaptırdıktan ve o yalnızlığı hissetmeye başladıktan sonra (ki oyunun ambiyansı o kadar güzel ki, bu ikisi otomatik olarak gerçekleşiyor) arkadaşlık edebileceğiniz biri olması iyi geliyor. Ben ki normal bir günde asosyalliğin sınırlarında dolaşırım, oynarken ben bile yanıma birini aradım.


Oyunla ilgili bir şikayetim varsa o da şu, bir keşif/macera oyunu için keşfedecek çok az şey var. Daha doğrusu şu şekilde söyleyeyim, önünüzde keşfedecek muhteşem bir orman var; ama o kadar. Oyunun kurgusu olabildiğince düz, ortalara doğru keşfetmeye başladığınız sırları çözmek için tek bir yolunuz var ve o yoldan gitmezseniz yalnızca aynı çevrede dönüp duruyorsunuz, sonunda yenilgiyi kabul edip yolunuza devam ediyorsunuz. Ben 3 saat gibi bir zamanda bitirilebilecek bu oyunu iki güne bölünen 5-6 saatte, belki daha fazla sürede bitirdim bu inadım yüzünden. Diğer yandan, bu lineerlik oyundan aldığım keyfi azaltmadı, aksine, daha fazla dolaşarak muhteşem grafiklerin tadını daha bir çıkardım.

Harita ve pusula kullanmayı biliyorsanız hayat belirgin şekilde kolaylaşıyor, haberiniz olsun. Bilmiyorsanız da öğreniyorsunuz zaten.

Kurgunun lineer olması, sıkıcı olduğu anlamına da gelmiyor elbette. İlk günler sakin geçiyor, bazı günler yalnızca Delilah'la konuşuyorsunuz filan da, ormanda bir şeyler döndüğünü (merak uyandırmak için küçük spoiler: birileri Delilah'yla yaptığınız konuşmaları dinliyor ve kaydediyor. Kim olabilir ki?) fark ettiğiniz anda gerilim ibresi 100'ü gösteriyor. Ormanda yaptığınız sakin doğa yürüyüşlerinin yerini kasılı omuzlar ve kıyıda köşede görülen her şeye potansiyel ipucu gözüyle bakmak alıyor. Size zaman kazandırmak adına şunu söyleyeyim, oyundaki reçeller ya da cam temizleyicileri herhangi bir ipucu taşımıyor. Hepsini tek tek kurcaladım, oradan biliyorum.

Henry'nin kulesi. Manzaranın güzelliğine bakın.
Spoiler vermemek adına, her ne kadar çok istesem de, oyunla ilgili daha fazla detaya giremeyeceğim, oynayıp görmeniz gereken bir kurgusu var. Yok hikaye benim için ikinci planda, sen grafiklerden haber ver derseniz de ilk görüntüleri yayınlandığından beri pek çok kişinin bilgisayar ve telefonlarının arka planlarını süslüyor diyeyim. Ha hikayesiyle ilgilenmezseniz çok keyif alamayabilirsiniz, orası ayrı. Önerilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder