14 Şubat 2016 Pazar

Kitap/İnceleme: Morning Star - Pierce Brown


Morning Star
Red Rising #3
Pierce Brown

Orijinal Basım Tarihi: 9 Şubat 2016

Goodreads Puanı: 4.63/5 (1840 oy)
Benim Puanım: 4/5










"All deeds that echo are painted in blood."

Bu kitapta Darrow'un (en az) ikinci yükselişine tanık oluyoruz. İkinci kitabın sonunda ele geçirilen Darrow, bu kitabın ilk bölümlerini küçük, karanlık bir odada zincirli şekilde geçiriyor. Üç ay işkence görmüş, dokuz ay karanlığa mahkum edilmiş, sonunda arkadaşları tarafından, bir kez daha davanın yüzü olması beklentileriyle Jackal'ın elinden kaçırıldığında geriye Reaper'ı anımsatacak bir şey kalmamış. Vücudu kırgın, zihni daha da beter. Aynı zamanda sözü geçen bu ilk bölümler kitaptaki favorilerim arasında.

Bu yazıyı spoilersız yazmak için kendimi paralıyorum burada, o yüzden Darrow iyileştikten sonra neler olduğunu anlatamayacağım; ama bayağı kanlı şeyler olduğunu söyleyebilirim. Bu iyi bir şey.

"If your heart beats like a drum,
and your leg’s a little wet,
it’s ‘cause the Reaper’s come
to collect a little debt."

Diğer yandan, her ne kadar bu seriyi çok sevsem de, bir türlü dünyanın içinde kalamıyorum. Bazen bu okuduğum yerden ya da ortamdan kaynaklanıyor, ya da sorumluluklar bastırıyor; ama genelde asıl sorun kitabın kendisi oluyor. Yazım tarzı iyi güzel, dünyası cezbedici, karakterleri fena değil; ama bir yerden sonra havalı cümle miktarı, kitaptaki bitmeyen hareketlilik ve aklınıza gelebilecek her beş talihsiz/dezavantajlı olaydan dördünün aslında Darrow ya da muhteşem arkadaşlarının yaptığı çok zekice, acayip havalı planların bir parçası olması sıkmaya başlıyor. Gerçekten inandırıcı, ağzımı açık bırakan birkaç sahne vardı; ama genele baktığımızda bütün bu tarz olayların arkasında bir plan beklemeye başladım, haksız da çıkmadım, haliyle kitap bayağı monoton gelmeye başladı. Diğer kısımlar bu kadar başarılı olmasaydı ya da önceki kitaplardan dolayı ön yargılı olmasaydım Morning Star benim için 4/5'ten 3/5'e doğru hızlı bir düşüş yaşardı, orası kesin.

"Aren't you afraid oyou're going to break everything and nt be able to put iy back together?" he asks sincerely.
"Yes," I say, understanding myself better than I have for a long time. "That's why I have Mustang."
He stares at me for a long, odd moment before shaking his head and chuckling at himself or me. "I wish it was easier to hate you."

Bu arada, karakterler dedik de, her şeye rağmen benim favorim Cassius'mış, onu tekrar tekrar anladım bu kitapta. Darrow'a uyuz olduğumu zaten ilk kitaptan beri söylüyorum, Mustang'e karşı hislerim de daha çok imrenmeyle örtülü, Sevro'nun varlığını seviyorum sadece, Roque beni epey üzdü, diğerleri pek umurumda değil; ama Cassius ayrı bir şey. Kitapları sırf onun için baştan okumam muhtemelen ama belli de olmaz. Zaten bir ara Golden Son'ı baştan okumak istiyorum, gibi inceleme yazmamışım, hatırlamıyorum resmen neyini bu kadar sevdiğimi. Merak ettim.

Özetle, benim için serinin diğer kitapları kadar iyi değildi, hatta Golden Son > Red Rising > Morning Star diyebilirim; ama böyle bir seri için iyi, hatta ideal bir son kitap oldu. Her ne kadar beni beş kitap geriye atmış olsa da ben okuduğuma memnunum, en sevdiğim seriler arasındaki yerini koruyor hâlâ. 4/5

1 yorum: