13 Şubat 2016 Cumartesi

Film/İnceleme: Deadpool [2016]



Öncelikle bu hatayı yapma ihtimali olan yarım akıllılara sesleniyorum: Eğer çok kafa dengi bir tip filan değilse bu filme babanızla gitmeyin. İyi bir fikir değil. Ben filmin üzerindeki 15 yaş üstü ibaresine güvenip filme babam ve 15 yaşındaki kardeşimle gittim, oradan biliyorum, cidden aile ortamında izlenecek film değil. Nedenlerimi görsellerle açıklardım ama bu blogda yaş sınırı yok, riske giremem.





İkincisi, bunu aşağı yukarı her film için söylüyorum ama bu kez özellikle vurgulayacağım: Gidin altyazılı izleyin. Dublaj korkunç değil, seslendirmenler başarılı bir iş çıkarmış; ama Ryan Reynolds mı, Harun Can mı derseniz yanıtım hazır. Bir ara yalnızca kardeşimi alıp erken ve altyazılı seanslardan birine gitmeyi düşünüyorum doğrusu, ikinci kez izlenebilecek bir film. Hatta büyük ihtimalle üç kez filan gideceğim.

Film hakkında genel bir yorum yapmam gerekirse, film Deadpool dendiğinde aklınıza gelebilecek her şeyi barındırıyor (üzülerek söylüyorum, chimichanga hariç). Filmin kırmızı fragmanını izledikten sonra bol miktarda kan beklemiştim zaten; ama tahmin ettiğimden çok daha fazla kafa kopuyor. Daha doğrusu olaylar şu sırayla ilerliyor: Kan, cinsellik, kan, kan, cinsellik, kan, kan, kan, film arası, kan, kan, kan... biraz fazlaca çıplaklık, kan, kan, kan, cinsellik, kan, kan, kan... çok azıcık daha cinsellik, credits.




Bir de sinema salonunun bir çeyreğinin daha kafadan kaçırdığı, sekizde birinin on dakika bekledikten sonra sıkılıp kaçırdığı ve ikinci sekizde birinin gitmek üzereyken fark edip ayakta izlediği after credits kısmı var. Doğrusu onları suçlayamıyorum çünkü büyük ihtimalle filmi çok takmayanlar sıkılıp gitsin, sadece gerçekten ilgilenenler kalsın diye uzatabildikleri kadar uzatmışlar creditsi, hayatımda gördüğüm en uzun credits listesiydi. Catering firmasının aşçısını ve yardımcı aşçısını bile eklemişlerdi, öyle düşünün. Beklemenize değecek türden bir sahne miydi? Ben beğendim ama şubatın gelmesini bizzat bu film için bekleyenlerden değilseniz çıkıp gitmekte özgürsünüz diyeyim. Daha çok ikinci filmi merak edenler için yapılmıştı.

Bu filmin bir de yönetmeni, senaristleri filan da olduğunu hatırlayıp bu araya o konuda da bir şeyler sıkıştırmak istedim; ama bunun benim uzmanlık alanım olmadığını (ve Tim Miller'ın kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmadığını) kısa zamanda fark ettim, o yüzden bu işi tamamen Sesil'e yıkıp kendi alanıma dönüyorum: Çizgi roman.

Filmin içeriğinin seriyle yeterince paralel olması benim için bir artıydı. Normalde sırf tutsun diye çeşitli kısımların atılmasının ya da abartılmasının pek taraftarı değilim ama yakışıklı bir Ajax'e de hayır demedim doğrusu. Deadpool'un eski sayılarını okumadım, o yüzden büyük detaylar haricinde olay örgüsünde neresi tutarlı, neresi tutarsız bilmiyorum, umurumda da değil aslında, sanırım uzun zamandır ilk kez bir uyarlamayı oturup aklımdaki versiyonuyla kıyaslamak zorunda kalmadan izledim, mutluyum. Şimdi de siz gidip izleyin. Şimdi. Şu anda. E hadi. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder