18 Aralık 2015 Cuma

Kitap/İnceleme: The Lies of Locke Lamora/Locke Lamora'nın Yalanları


The Lies of Locke Lamora/Locke Lamora'nın Yalanları
Gentleman Bastards #1
Scott Lynch

Orijinal Basım Yılı: 27 Haziran 2006
Çeviri Basım Yılı: 7 Kasım 2014
Yayınevi: İthaki

Goodreads Puanı: 4.29/5
Benim Puanım: 5/5









The Lies Locke Lamora/Locke Lamora'nın Yalanları, başlamadan önce seveceğimden zaten emin olduğum bir kitaptı, zaten o yüzden büyük bir azimle gidip Türkçe baskısını almıştım. Bunun ne kadar iyi bir karar olduğunu kitabın daha ilk sayfasını bitirdiğimde daha iyi anladım.

Kitapta beğenmediğim hiçbir şey bulamadım. Gözüme çarpıp beni rahatsız eden en ufak bir detay yoktu ki açık söyleyeyim, aradım. Bir geçmişten, bir günümüzden söz eden yazım tarzına alışmam biraz zaman aldı; ama kitap ilerledikçe geçmiş kısımları daha çok kısa kısa ara bölümlere dönüştü zaten, ilk başlarda kitaba kapıldıktan sonra gerisi fazlasıyla geldi ve yazım tarzı kitabın en beğendiğim elementi oldu. Locke Lamora'dan sonra, elbette.


Sonra tepeye varalı henüz altı ay bile olmamışken Locke kazara Atacam Asması tavernasını yaktı ve Darlık'ı neredeyse Camorr haritasından silip atan bir karantina isyanı çıkardı.

Kitaptaki karakterlerin hepsi çok iyiydi, tek boyutlu ya da kağıt üstünde kaldığını düşündüğüm kimse yoktu, yan karakterler de dahil olmak üzere. Scott Lynch duyguları yansıtma konusunda muhteşem bir iş başarmış mı? Şüphelerim var; ama yine de bu, karakterlerle bir çeşit duygu bağı kurmaya engel olmamış; şahsen karakterler öldüklerinde onların kaybını da, geride kalanların yasını da fazlasıyla hissettim. Bununla birlikte karakterlerin kendilerini de sevdim, Locke Lamora yeni book-boyfriend'im olmaya aday diyebiliriz yani de şu diğer kız işi bozuyor. Neyse bakalım.

Bundan sonra kitabın dünyası var ki serinin adının her yere yayılması için başlı başına bir neden olmalı bence. Yeni bir dünya yaratma ve okuyucuyu onun fazlasıyla gerçek olduğuna ikna etmekte bu kadar başarılı olan az sayıda kitaba rastladım. Benim için Camorr gerçek, isimlere bakarsak İtalya dolaylarında bir yerlerde bulunan ve kesinlikle adım atmayacağım bir yer.

Olay örgüsü tümüyle kendine has bir başarıya sahip zaten. Locke, günümüzü anlatmaya başlarken aynı zamanda uzun zamandır planladığı bayağı büyük bir vurgunu da başlatıyor. Camorr'un tam olarak nasıl bir yer olduğunu en iyi ondan sonra görmeye başlıyorsunuz zaten; her yerde hileler, parası olanlara kurulan tuzaklar, oyunlar, hep bir hırsızlık, dolandırıcılık, bir şeyler. Özellikle Locke, nam-ı diğer Camorr'un Belası, bu işte fazlasıyla iyi; o kadar iyi ki gidip bir Don'u hedef alıyor ve hazinesini bir hayli hafifletmeyi kendine iş biliyor. Planın doğru gittiği yerler var, yanlış gittiği yerler var, başarılarının çeşitli başarısızlıklarla sarmalandığı bölümler var ve hepsi muhteşem. Şahsen bu vurgun işine Capa Barsavi ve Gri Kral'la ilgili kısımlara daha düşkündüm. (Spoiler vermemek için kendimi yırttığım belli oluyor mu?)

"Eğer bu adam pencerenin altındaki ara sokakta ölü bulunursa," dedi Jean," geri gelip aynını sana yaparım."
"Ve eğer buradan geçtiğimizi başkalarına söylerseniz," diye ekledi Locke, "arkadaşımın geri gelip aynı şeyi size yapması için dua edersiniz."

Özetle, muhteşem bir kitaptı. Serinin diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum, umarım diğerleri de bu kadar iyidir. Seri (her ne kadar gecikmeli geliyor olsa da) devam ediyor bu arada, hep birlikte mutluluk çığlıkları atabiliriz yani. 5/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder