27 Kasım 2015 Cuma

Kitap/İnceleme: Colleen Hoover - November 9


November 9
Colleen Hoover

Basım Tarihi: 10 Kasım 2015

Goodreads Puanı: 4.58/5 (12k oy)
Benim Puanım: 4/5












Aşk romanlarıyla aramızda tuhaf bir ilişki var. İş bu alana geldiğinde fena halde ön yargılı bir tip haline geliyorum, öyle ki şans eseri bir aşk romanını beğendiğim zaman nesini beğendiğimi sorgulama ihtiyacı duyuyorum, kendi kendime kazı çalışmalarına başlıyorum.

Bunun bir sonucu olarak, bu kitabı neden beğendiğimi anlamak için bir ton inceleme okudum ve karar verdim ki aslında benim bu kitaptan iğrenmem, nefret etmem, tiksinmem filan gerekiyormuş; ama ne hikmetse, ben bayıldım.

“You’ll never be able to find yourself if you’re lost in someone else.”

Kabul ediyorum, kitap gerçekten de dandik sayacağım çok fazla şey barındırıyor aslında. Bir kez, yığınla tesadüf var ki tesadüfler üzerine kurulu her tür kurgu benim için kafadan bir puan kaybeder; çünkü bu bana yazarın fena halde tembelleşmesi gibi geliyor. Bir diğer problem de ilk görüşte aşk mevzusu ki beni sinir eden bir başka şey; ama kitap tesadüfler kadar bunun üzerine de kurulu. Hatta ilk görüşte aşk kavramı tesadüfler ve arka plan hikayesinden çok daha baskın bir yere sahip bu kitapta.

İlk bölümde anlatılanların ötesine geçmeden ve kitabı özel kılan detayları da ortalık yere pek saçmadan, temelde olaylar şöyle gelişiyor: Fallon ve babası restoranda tartışırken, daha doğrusu babası Fallon'a pek de nazik davranmazken, tam arkalarında oturan Ben kalkıyor ve Fallon'ın sevgilisi gibi davranıp ona arka çıkıyor. İkili bunu baba restorandan çıkar çıkmaz bitirmek yerine bir süre daha sürdürüyor, bol miktarda sohbet, muhabbet koyu filan, bayağı iyi anlaşıyorlar. Ertesi gün Fallon Los Angeles'tan New York'a taşınacak, akşam uçağı var, diyorlar ki beş yıl boyunca (çünkü Fallon 23 olmadan aşık olmak istemiyor) her yıl o günün tarihi olan 9 Kasım'da buluşalım. Bundan sonraki bölümlerin her biri bir başka 9 Kasım'ı anlatıyor.

Karakterleri genel olarak sevdim. 1/5 ve 2/5 veren okuyucuların özellikle belirttiği bir detay olarak, evet, Fallon cidden melodramatik ve biraz fazla benmerkezci, aynı şekilde Ben de biraz fazla egoist; ama beni çok da sinir etmediler, aksine sevimli bir çift oldukları bile söylenebilirdi bana kalırsa. Ayrıca Ben bir yazar, haliyle her şeye rağmen çocuğu sevmek zorundaydım. Bazı noktalarda ciddi şekilde bencil olduğunu düşünsem bile.

Karakterleri sevdim de, diğer aşk romanlarının aksine, benim ilgimi asıl çeken nokta olay örgüsü oldu burada. Favorimin dördüncü 9 Kasım olduğunu belirteceğim; detayları hayvani spoiler. Aslında ikinci 9 Kasım'dan sonra olan her şey ciddi şekilde spoiler'a giriyor sanırım, spoiler'sız bir yazı yazma hevesimi kırıyor. 

“Fucking beautiful,” I whisper.
She smiles and then ducks her head. “I feel stupid.”
“I barely know you, so I’m not about to argue with you over your level of intelligence, because you could very well be as dumb as a rock. But at least you’re pretty.”

Özetle, önerebileceğim az sayıda aşk romanından biriydi. Zaten Colleen Hoover deyince akan sular duruyor benim için, her ne kadar yazdığı her kitabı sevmesem de elime geçirdiğimde tereddütsüz okuyorum. Daha önce okumayanlar için de güzel bir başlangıç kitabı diyebilirim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder