1 Eylül 2015 Salı

Kitap/İnceleme: Thoughtless - S.C. Stephens


Thoughtless
Thoughtless #1
S.C. Stephens

Goodreads Puanı: 4.16/5
Benim Puanım: 1/5













Thoughtful'un (#1.5) incelemesi için.

Buradan sonrası spoilerdan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi.
Uzuuuun bir aranın ardından yazmaya geri döndüm ahali (gittiğim fark edilmediyse ne bozulurum ama). Muhteşem olması planlanan dönüşümü muhteşem, olağanüstü, bayılarak okuduğum bir kitapla yapmak istiyordum; ama onun yerine inanılmaz derecede kötü bir tane geçti elime. Neyse artık.

Şimdi, spoilersız hikaye şu: Ana karakterimiz Kiera, kendisinden iki yaş büyük, üniversite mezunu sevgilisinin (Denny) peşinden ülkenin diğer tarafına taşınıyor. Planda Denny muhteşem bir yerde stajını yaparken kendisi de okulunu tamamlayacak. Taşındıkları yer, Denny'nin en yakın arkadaşının evi. Sözü geçen en yakın arkadaş da kitapta öve öve bitirilemeyen biri. Denny 'güzel' olarak tanımlanıyor, Kellan şöyle ateşli, böyle seksi, öyle dayanılmaz... Kitabın kurgusunun nereye gittiği açık tabii.

Denny nodded and clenched his jaw. Several emotions seemed to sweep through his features before he finally sighed and looked away. “You’ve done enough, Kellan.”

Gelelim spoilerlı kısma. Denny, kitabın bayağı başlarında, okuyan herkesi sinirden çıldırtacak bir şey yapıyor ve yeni taşındıkları yerden de saatler ötede bir yerde ona teklif edilen işi kabul ediyor. İçinde bulundukları koşullarda Kiera'nın ikinci kez taşınıp onu takip etmesi imkansız, haliyle Kiera da sinirden çıldırıyor. Ona ilişkilerinin bittiğini söylüyor ve telefonun fişini çekip alt kata iniyor, kendisini bulduğu şaraba veriyor. Bu arada Kellan onu buluyor, tekila çıkarıyor, onu içiyorlar, sabah Kiera Kellan'ın yatağında uyanıyor.

Bütün bunlar kitabın ilk beşte birinde oluyor.

Bu noktayla kitabın belki en son birkaç bölümü arasındaki kısım kendini tekrar eden şeylerden ibaret. Denny ertesi ya da daha sonraki gün, hangisi emin değilim, işi bırakıp geri dönüyor Kiera'ya, onun yanında berbat bir patronun yanında bir iş buluyor, habire o patron için oraya buraya koşturup duruyor. Denny işi yüzünden uzaktayken Kiera Kellan'la giderek daha çok yakınlaşıyor, sonra kendini suçlu hissediyor, Denny eve döndüğünde daha çok suçlu hissediyor, o gidince Kellan'a koşuyor, sonra daha çok suçluluk... Böyle on beş yirmi, belki otuz sayfa okunur da kitabın yüzde yetmiş beşi böyle olunca çekilmiyor. (Kitap 530 sayfa bu arada)

Bu arada, Kiera kadar nefret ettiğim çok az karakterle karşılaştım. En ufak şeye kızarıyor. Şaka kaldıramıyor. Huysuz. Bencil. Kitabın başında uzun uzun anlatıyor Denny'yle ilişkilerinin ne kadar mükemmel olduğunu, sonra Kellan'ı gördüğü anda ona sulanmaya başlıyor. Sonra kendini suçlu hissediyor. Hayır derdin ne, ben onu anlamıyorum.

Diğer karakterler muhteşem olmamakla birlikte Kiera'dan iyi yazılmıştı. Yazar Kellan'ı bu kadar sevdirmeye ve acındırmaya çalışmasaydı onu cidden sevebilirdim ve Evan ya da Matt de hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyebileceğim kişiler gibi duruyor. Griffin'den ne kadar uzak kalırsam o kadar iyi.

Yazım tarzı genel olarak dandikti. Olayların oldukça azı o sırada olan şeyler gibi anlatılıyor, kalanı sadece özet geçilmiş. Şunu yaptık, bu oldu, aradan bir hafta geçti, bunu yaptık, şu oldu, birkaç gün geçti. Kitabın içine giremedim bir türlü. Ha öfkeyi bayağı iyi yazıyor, onu söylemeden geçemeyeceğim. Öfke sahnelerinde onu örnek alabilirim, o derece. Kellan'ın öfkeden kendini kaybettiği sahneler dönüp dönüp tekrar okuyabileceğim cinstendi.

“I’ll always love you, you know,” he said thickly.
I nodded and swallowed. “And I’ll always love you… always.”

Özetle, ben beğenmedim. Bu tür bir hikaye için aşırı uzundu, kendini çok fazla tekrar etti ve ne yazım tarzı, ne kurgu, ne de karakterler gerçekten ilgi çekecek cinstendi. Ha büyük ihtimalle Thoughtful'u (#1.5) okuyacağım; çünkü olayların Kellan'ın gözünden nasıl olduğunu merak ediyorum; ama sonrasında seriye devam edeceğimi sanmıyorum. 1/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder