29 Eylül 2015 Salı

Kitap/İnceleme: Slasher Girls & Monster Boys - April Genevieve Tucholke (Antoloji)


Slasher Girls & Monster Boys
Stefan Bachmann, Leigh Bardugo, Kendare Blake, A. G. Howard, Jay Kristoff, Marie Lu, Jonathan Maberry, Danielle Paige, Carrie Ryan, Megan Shepherd, Nova Ren Suma, McCormick Templeman, April Genevieve Tucholke, Cat Winters

Basım Tarihi: 18 Ağustos 2015

Goodreads Puanı: 3.97/5
Benim Puanım: 4/5









Uzun bir aranın ardından korku kitaplarına dönüş yaptım; havanın daha erken kararmaya başladığı sıralarda yapılabilecek en mantıklı şey sayılmaz. İlginçtir, Slasher Girls & Monster Boys’a korku kitapları ararken rastlamadım, karşıma tamamen şans eseri çıktı. İyi ki şansımı denemişim.

Kısa hikayelere pek düşkün olmayan biri olarak, bunu okumamın temel nedeni yazarlara (korku yazdığını bilmediğim) Marie Lu, (okuduğum tek kitabını pek beğenmediğim) Kendare Blake ve (okuduğum tek kitabına bayıldığım halde devamını bir türlü getiremediğim) Jonathan Maberry gibi daha önce kitaplarını okuduğum ve birkaç tane de kitaplarına daha önce denk geldiğim kişilerin de dahil olmasıydı. 
Slasher Girls & Monster Boys, toplamda 14 farklı yazardan 14 farklı kısa hikaye içeriyor. Hepsinin kısa korku hikayesi olması dışında toplu bir ortak özellikleri yok, zombi hikayesinden hayalet hikayesine, temizinden vıcık vıcık, bol kanlı, fazlasıyla grafik olanına kadar bayağı çeşidi var. Bu yönden, kitabı okuyan hemen hemen herkesin kendisine uyan en az bir hikaye bulabileceğini düşünüyorum. Ben dört beş tanesini pek beğenmedim, üç tanesiniyse ağzım açık, neredeyse gözlerimi kırpmadan okudum. Diğerleri çok bayılmamakla birlikte beğendiğim hikayelerdi. Hepsi için uzun şeyler yazamasam da düşüncelerimi altta birer cümleyle özetleyeyim dedim.

The Birds of Azalea Street – Nova Ren Suma (2/5)
Kötü değildi; ama beni pek sarmadı. Benim üzerimde herhangi bir etkisi olmadı, sadece okudum ve geçtim.

In the Forest Dark and Deep – Carrie Ryan (5/5)
Bu bayağı grafikti. Alice Harikalar Diyarında hâlâ okumadığım bir kitap, o nedenle bahsettiği karakteri ilk önce aklımda canlandıramadım; ama bu hikayeden aldığım keyfi hiç azaltmadı. En beğendiklerimden biriydi.

Emmeline – Cat Winters (4/5)
Yavaş başladı, ortalara doğru beklentim bir anda yükseldi ve beklentilerimi tam anlamıyla karşılayan bir şekilde bitti. Beni gülümseten korku hikayelerinden biri; bu onun hakkında ne söylüyor bilmiyorum. 

Verse Chorus Verse – Leigh Bardugo (2/5)
Meh.

Hide-and-Seek – Megan Shepherd (3/5)
The Dark, Scary Parts and All – Danielle Paige (2/5)
The Flicker, The Fingers, The Beat, The Sigh – April Genevieve Tucholke (3/5)
Bu üçü diğerlerinin yanında biraz sönük kaldı. Zaten ilk hikayede sözü geçen efsane ve o sondaki kesme kısmı dışında korku alanına pek girmediler bana kalırsa. Okudum ve geçtim dediklerimdenler.

Fat Girl with a Knife – Jonathan Maberry (2/5)
Daha uzun olsa güzel olabilecek hikayelerdendi. Bu uzunlukta bir hikaye için karakteri tanıtmaya çok fazla, asıl önemli olayları anlatmaya çok az yer ayırmıştı. Hayallerim yıkılmadı diyemem, saydığım üç yazar içinde en çok Jonathan Maberry’nin hikayesini okumaya heveslenmiştim.

Sleepless – Jay Kristoff (4/5)
Plot twist dedikleri budur işte. Bu da grafik sahneler içeriyor, ayrıca kitaptaki en sevdiğim ikinci hikaye olabilir.

M – Stefan Bachmann (2/5)
Meh. Bu da korkudan çok suç hikayesiydi. 

The Girl without a Face – Marie Lu (4/5)
Bu fenaydı işte. Güzel başladı, güzel bitti. Marie Lu daha çok korku yazmalı.

A Girl Who Dreamed of Snow - McCormick
Açıkçası ben bu hikayeyi bitirmedim, bir yere kadar geldim ve sıkılıp bir sonrakine geçtim. Sanırım kitaptaki en uzun hikaye bu ya da sıkıldığım için bana öyle geldi. Diğer yandan, yazım tarzı gibi teknik detaylar göz önünde bulundurulduğunda en çok çaba gösterilmiş hikaye bu olabilir. Bitirmediğim için puan vermedim.

Stitches – A.G. Howard (5/5)
Favorim. Hakkında hiçbir şey bilmeden okursanız daha iyi, o yüzden bunu yorumsuz geçiyorum.

On the I-5 – Kendare Blake (4/5)
Oldukça beğendim. Anna Dressed in Blood’ın genel olarak ortalama olduğunu düşünsem de korku kısmını sevmiştim, Blake’in bu alanda başarılı olduğunu düşünüyordum, bu hikaye de yanılmadığımı gördüm. Daha uzun yazsa okurdum, genel olarak güzel yazılmıştı ve arkasını kurcalamak istediğim türden bir içeriği vardı. Özellikle sonunu sevdim, hem hikaye, hem de genel olarak kitap için güzel bir bitiş oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder