10 Ağustos 2015 Pazartesi

Kitap/İnceleme: Shadows/Gölgeler - Ilsa J. Bick


Shadows/Gölgeler
Ashes #1
Ilsa J. Bick

Orijinal Basım Yılı: 2012
Çeviri Basım Yılı: 2012
Yayınevi: DEX

Goodreads Puanı: 3.75/5
Benim Puanım: 3/5






Serinin ilk kitabı olan Ashes/Küller'i geçen yıl D&R'ın 5 TL indiriminden almıştım. Kitabın içeriği genel olarak ilginçti; ama yazım tarzı ve kitabın baskısı gibi pek çok şeyi beğenmediğim için serinin kalanıyla ilgilenmemiştim. Geçtiğimiz haftalarda bir nedenle serinin kalanını satın almamın ardından hazır elimin altındayken bunu da okumaya karar verdim.

"Çok sürmeyecek. Kayıp uzaklara gittiğimi... hissediyorum. Sis yakalamaya çalışmak gibi. Kendimi... kendimi artık toparlayamıyorum." Göğsü körük gibi inip kalıyor, sözcükleri ağzıdan bin bir güçlükle çıkartabiliyordu. "Y-yapamazsın... k-kendini p-parça parça y-yitirmenin na-nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun."


Shadows/Gölgeler, 500 sayfa boyunca aksiyonun hiç durmadığı bir kitap. 3. tekil şahısla anlatılıyor ve kitapta çok fazla bakış açısı var, haliyle birinde bir şey olmasa diğerinde oluyor. Genellikle hepsinde birden ve birbirinden büyük ölçüde bağımsız bir şeyler oluyor. Karakterler arasındaki bağlantı başlarına gelenlerin birbirinden bayağı uzak olmasını pek etkilememiş.

Karakterler demişken, onları bu kitapta daha çok sevdim gibi. Gerçi, acıma daha baskın bir duygu, özellikle de Peter ve Tom'a. Spoiler vermemek adına bir şey söylemiyorum; ama şu çocuğun bir işi de rast gitsin artık, neler çekti zavallım, hâlâ da çekiyor. Kitabın sonu bile en çok Tom'a zarar verecek şekilde (ve evet, bir başka cliffhanger'la) bitti.

Yazım tarzı beni hâlâ çok cezbetmiyor; ama kitaptaki aksiyon miktarı o kısmı biraz da olsa görmezden gelmemi sağladı. Daha doğrusu, olayları takip etmekten yazımı fark etmedim, ona ne olacak, buna ne olacak soruları çok daha baskındı. Üstelik tek sorular bunlar da değildi, neredeyse her karakterin geçmişi hakkında merak edilen ya da merak uyandıracak bir şeyler açığa çıkıyor, her yerden farklı sorular fışkırıyor, bir şey çözülse ortaya bir başkası çıkıyor. Gizem had safhada.

Eğer Küller'i okumanızın üzerinden bayağı zaman geçtiyse bir başka gizem de kimin kim olduğu oluyor bu arada. Kitap boyunca yaşadığım en büyük sıkıntı oydu, ne kadar çok karakter varmış. Kincaid gibi üç beş tanesini direkt tanıdım; ama kalanı dertli oldu, bir ara bir yanıma Küller'i, diğer yanıma Gölgeler'i alıp öyle devam etmeyi bile düşündüm.

"Sanırım ilk hipotezimde ciddi bir yanlış hesaplama yapmışım," dedi Finn, şişenin kapağını açarken. "Hayatta kalma isteği, kendi baskısını uyguluyor. Şimdiye kadar, sana itmen için duvarlar, aşman için engeller, nefret etmen için de birini verdim. Ama bütün bu duvarlar bir anda yıkılırsa neler olabileceğini düşünmeyi ihmal etmişim." Finn açtığı şişeyi ona uzattı. "Kendinden başka nefret edeceğin kimse kalmazsa olacakları."

Özetle, Küller hâlâ özellikle önereceğim bir seri değil; ama ilk kitap olan Küller'i okuduysanız ve sonra olanları merak ediyorsanız okuyabilirsiniz. Her ne kadar ikisine de aynı puanı vermiş olsam da Gölgeler, Küller'den çok daha başarılı. 3/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder