2 Mayıs 2015 Cumartesi

Kitap/İnceleme: Break - Hannah Moskowitz


Break
Hannah Moskowitz

Orijinal Basım Yılı: 2009

Goodreads Puanı: 3.92/5
Benim Puanım: 2/5









Buradan sonrası spoilerdan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi.
Neden bilmiyorum, bu kitabın incelemesini yazmaktan günlerdir kaçınıyordum. Hemen her gün bir kez uğrayıp bomboş sayfaya göz atmaya özen gösterdim; ama o kadar. En son dedim korkunun ecele faydası yok, oturdum hakkında yazacaklarımın iyi mi, kötü mü olacağı hakkında hiçbir fikrim olmayan Break'in incelemesini yazmaya.
Break a body, grow a better body. The worse you're hurt, the stronger you get.
Şimdi, Break neden iyiydi?

Birincisi, bir kitabın kalbimi çalmasının kesin bir yolu varsa, o da erkek bakış açısından yazılmış olması. Haliyle, her ne kadar kendisine fazlasıyla uyuz  olsam da, Jonah kitaba 1-0 önde başladı yani.

İkincisi, Jesse. Kendisi uyuz ana karakterimizin ortanca kardeşi olup hemen her şeye alerjik olduğu için kitap boyunca çeşitli şeylere reaksiyon gösterip kusup durdu ve ben yine de onu abisinden fazla seviyorum. Bende bir sorun olabilir, emin değilim.

Üçüncüsü, kitaptaki belli başlı sahneler. Örneğin kitabın en sonlarına doğru herkesin Jonah'nın (böyledir herhalde, ben de emin olamadım) hikayesini dinledikten sonra gidip orasını burasını kırdığı bazı yerler var. Bundan sonra da doktorlar onun diğer hastalarla birlikte kalmasının iyi olmadığına karar verip onu tek başına bir odaya kapatıyorlar. Oradan başlayarak Jonah'nın açıkça kendini kaybedip delirdiği sahneler, özellikle de Will'i kucağına alıp çıkması muhteşemdi. (Tabii bütün kitap boyunca durmadan ağlayan Will'in dışarı çıkınca bir anda ağlamayı kesip ilk kelimesini söylemesi bayağı saçmaydı, orası ayrı.)

Diyaloglardan ve kitaptaki cümlelerden bazılarını da üç buçuğuncu neden olarak sayabilirim sanırım.
"That which does not kill us makes us stronger," Jesse deadpans.

"Exactly. Exactly."
Self-improvement through adversity... it isn't bullshit. Exhibit A: my little brother. I can see every muscle in his stomach and shoulders.
Peki neden 2/5?

Bir kez, ana karakter çok sinir bozucuydu. Kurduğu cümleler, düşünce şekli, bir yerden sonra hemen her şey batmaya başladı bana. Diğer karakterler de ondan çok daha iyi değildi gerçi, Charlotte fazlasıyla zayıftı, Naomi fazlasıyla uyuzdu. Anne ve baba arasındaki ilişki zayıftı. Genel olarak karakterizasyon ve ilişkiler iyi yazılmamıştı.

Üstte yazdıklarıma ek olarak, kitabın arkasına baktığımda ana karakterin habire kasten kemiklerini kırdığı izlenimine kapılmıştım. Çocuk bir kez kaykayından kasten uçup bayağı bir kemik kırıyor, her yeri alçıya alınıyor, sonra bir şeye sinirlenip alçılı koluyla duvara yumruk atıyor, el parmakları kırılıyor, sonra bir de çekiçle ayak parmaklarını kırıyor ve bunların hepsi birbirine oldukça yakın zamanlarda gerçekleşiyor, yani geniş zamana yayılmış, zamanla gelişen bir olay dizisinden söz etmiyoruz, bu da hikayenin inanılırlığını çok ciddi şekilde düşürüyor benim gözümde. Kitapla ilgili en büyük ikinci sorunum buydu. 

Bir de, abi aşağı yukarı her yerin kırık, senin canın nasıl yanmıyor? Hayır iki saniyede bir çığlık at demiyorum ben de; ama o kadar kırıkla, özellikle de kırık ayak parmaklarıyla gezmeye devam edebilmesi de ayrı bir şey. Hani en azından ağrı kesici aldığı sahneler görsem diyeceğim bir açıklaması var da, bunun hiçbir açıklaması yok. Ben dirseğimi kenara vurunca gözlerim yaşarıyor, çocuk o halde kendini oradan oraya vuruyor. Anlamadım gitti.
At the Hospital, everyone thinks about dying. And I'd never been much for romanticizing death-especially not suicide. I'd always been a fan of staying alive.

After all, you basically do all you can not to die. All the time. The search for immortality isn't just from storybooks. every day you do it. You buckle your seat-belt, you take vitamin supplements, look both was before you cross the street. And you really think your doing all you can. Bullshit. We can lift weights for fucking hours and we're still going to die.
Özetle, özellikle önereceğim bir kitap değil; ama benim gibi bir şekilde elinize geçirmişseniz ve yapacak bir işiniz yoksa zaman geçirmek için okuyabilirsiniz. 2.5/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder