16 Mayıs 2015 Cumartesi

Kitap/İnceleme: Aflame - Penelope Douglas


Aflame
Fall Away #4
Penelope Douglas

Orijinal Basım Yılı: 2015

Goodreads Puanı: 4.38/5
Benim Puanım: 1.5/5








İlk kitabın incelemesi için.
İkinci kitabın incelemesi ve alıntılar için.


(Serileri incelerken önceki kitaplara ait incelemeleri de sırasıyla ekliyorum. Yani 2015 öncesi tarihli yazılar burada değil, verilen tarihte eski blogumda yayınlanan incelemeler, yalnızca seri içi bağlantıyı sağlamak için buraya aktarıyorum. Bu da bir çeşit disclaimer olsun.)

Buradan sonrası spoilerdan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi.
Sevdiğim belki tek contemporary romance serisinin çöküşüne tanık olduk hep birlikte.

Sorun şu ki, ben arka kapak yazısında ne yazıyorsa kitapta da onu okumayı bekliyorum. Bence bu mantıksız değil, üstüne fazlasıyla da anlaşılır bir şey. Ne var ki sen kitabın yaklaşık yüzde yirmisini arka kapakta anlatıp kalanını nasılsa ben bu kitabı da satarım diye klasik kurguyla doldurursan o zaman sıkıntılar başlar işte.
I wanted her to love me again. I wanted her to say she was mine. And I didn’t want to have to bully her about it, either.
Falling Away'in sonunda Jared, kendisi için istediği hayatın bu olmadığına karar verip kendisini bulmak için evi ve Tate'i terk etmişti. Kitap bundan yıllar sonra, Jared'ın hayatıyla açılıyor ki bana sorarsanız, her ne kadar kronolojik sıra için bunun önemini anlasam da, bu bir hata olmuş; çünkü Jared'ın beyni gerçekten sıkıcı bu kitapta. Hayatı değil, orası ayrı, kendi işini kurmuş, yarışlara katılıyor, denizde kum onda para. Pek çok yönden Jared'ın yerinde olmak isterdim ama Jared olmak istemezdim yani.

Diğer yandan da Jared'ın hayatının diğer, geride bıraktığı tarafı var. Annesi ilk kitaptan beri gördüğümüz, Jared'ın en yakın akradaşı Madoc'un babasıyla evli ve hamile, Madoc zaten Fallon'la evlendi, ikinci kitap olan Rival'da, Jax ilk kitapta K.C. olarak tanıdığımız Juliet'le birlikte; arka planda herkes birbiriyle yani, tek Jared yok. O da annesinin hamile olduğunu, doğumun yakın olduğunu ve annesinin onu orada görmek istediğini öğrendiği zaman düşüyor yollara.

Bir de Tate var tabii, benim için bu kitabın ana noktası. Jared gittikten sonra bir süre kendine gelemeyen hanım kızımız Tate, anladığım kadarıyla ilk kitapta gördüğümüz ama benim bir türlü hatırlayamadığım Ben'le çıkıyor altı aydır; ama çok şaşıracağınız üzere arada kıvılcım, tutku falan filan yok, birlikteler yani. Jared'dan çok ona üzüldüm yemin ediyorum.

İşte Jared geliyor, Tate'le karşılaşıyor, bunlar birbirlerine karşı bir soğuk, bir soğuk. Kitabın en keyifli kısmı da buydu zaten benim için, aralarındaki soğuk savaş. Ne Tate Jared'ı umursuyor dıştan bakıldığında, ne Jared Tate için ölüp bitiyor her ne kadar onu istediğini belli etmekten hiçbir şekilde çekinmese de, ikisi de birbirlerini bir yandan itip diğer yandan çekiyorlar. Her ne kadar olaylar da, karakterler de kızlar/erkekler olarak ayrılmış olsa da Madoc da Tate'ten yana bu olayda ki her nedense kavgalı olmaları, Jared'ın her şeyi bıraktığı gibi bulmaması çok hoşuma gitti. 

Daha sonra benim bu favori sahnelerim ortadan kayboluyor tabii, geriye Jared diye ölüp biten bir Tate ve nereyi boş bulsam da şu üstündekileri çıkarsam derdinde bir Jared kalıyor, yine aynı vıcık vıcık aşk hikayesi, diğer karakterler zaten kendi dertlerinde, herkes hamile, herkes evleniyor. Epilog kısmı daha bir ayrı zaten, Madoc ve Fallon'ın beş oğlu, Jared ve Tate'in kızıyla oğlu. Jax ve Juliet ne oldu ben de hatırlamıyorum. Yazar mutlu son yazacağım diye bayağı kasmış yani, her şeyi buraya tıkmış. 
As my friend, I liked you,” I whispered. “As my enemy, I craved you. As a fighter, I loved you, and as my wife”—I slid the ring the rest of the way on—“I keep you.” I squeezed her hand. “Forever,” I promised.
Özetle, bütün seriyi okudum, bunu da okuyayım da aradan çıksın derseniz okuyun; ama ben çok memnun kalmadım. 1.5/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder