24 Mayıs 2015 Pazar

Film/İnceleme: Prestige/Prestij (2006)


Prestige/Prestige


Yönetmen: Christopher Nolan


Oyuncular: Christian Bale, Hugh Jackman, Scarlett Johansson, Michael Caine


Orijinal Çıkış Yılı: 2006









Öncelikle, evet, bu filmi ancak izleyebildim.

Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir film izlememiştim diyebilirim. Bir süre önce kardeşim izlemek istediği için indirmiştim, o zamandan beri duruyordu, hafta başı gibi o hatırlatınca dedik izleyelim. Film bittiğinden beri, ki üzerinden günler geçti, kardeşimle durup durup birbirimize bakıyoruz ve, "Ama film çok güzeldi be." diyoruz.
Sanırım filmin en güzel bulduğum yanı, ilk bakışta farkına varamadığınız pek çok detayla dolu olması. Filmin başındaki şapkalardan başlayarak (son yirmi dakika hariç hepsini daha önce izleyen kardeşim, "Hıııııı, demek o buymuuuuuuuş." dedi) her şeyin çözüldüğü sahneye kadar her şey o kadar iç içe ki, pek çok şeyin farkına ancak film bittikten sonra, oturup üzerinde düşündüğünüzde ya da filmden söz ederken varıyorsunuz. Tahmin edeceğiniz üzere, biz kardeşimle bunu bayağı yaptık.

Bir diğer mesele, oyunculuklar. Her ne kadar oyuncular ismini gördüğümde tanıdığım kişiler olsa da yüzleri hatırlama ve tanıma konusunda pek başarılı değilim, o yüzden kadroya bakmadan önce, filmi izlerken herkesin bu kadar iyi oynamasına hayran olmuştum. Bu yönden, kadro cidden güzel seçilmiş, karakterler arasındaki bağlantılar doğal geliyor ve her şey sorunsuzca ilerliyor.

Filmin konusunun ilginçliği bambaşka zaten. Yıllardır filmi izlemeyi ertelememin sebeplerinden biri konunun beni cezbetmemesiydi ki filmin ilk saatinin benim için oldukça zor geçmesi de düşüncemi kanıtlar yöndeydi o sırada, ne zaman bitecek bu film demeye başlamıştım artık. Bir kez film o anahtar kelimeyle aksiyon kazandığında bir anda konu gözüme tahmin edemeyeceğiniz kadar ilginç görünmeye başladı. Bunu neye yorarsınız bilmiyorum artık, kendi adıma ben kendi üstüme fazla gitmemeyi tercih ettim.

Sanıyorum film hakkında söyleyebileceklerim, en azından spoiler vermeden, bu kadar. Film incelemesi yazmanın bana göre olmadığını bir kez daha anladım, bu işi usta ellere bırakıp çekiliyorum. (En azından gelecek sefere kadar.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder