26 Mart 2015 Perşembe

Kitap/İnceleme: Orhan Kemal - Gurbet Kuşları


Gurbet Kuşları
Orhan Kemal

Basım Tarihi: 1962 (Elimdeki baskı: 2007)
Yayınevi: Everest Yayınları (İlk basım: Varlık Yayınları)
Sayfa Sayısı: 372

Goodreads Puanı: 4.22/5
Benim Puanım: 5/5







Şu aralar kendimi denemediğim şeylere verme taraftarıyım. İlköğretim yıllarında zorla 100 Temel Eser okutulmuş/okutulmaya çalışılmış nesilden biri olarak Türk edebiyatına karşı belirgin bir soğukluk vardı içimde, dedim en iyisi bununla başlamak, attım kendimi kütüphanenin zamanında uzak durduğum kısımlarına. Bununla birlikte yine Orhan Kemal'in Yağmur Yüklü Bulutlar/Dünyada Harp Vardı adlı hikaye kitabını aldım, geldim. Gerçekten çok şey kaçırmışım.
"Gurbet kuşları" katarın en arka vagonlarından iniyorlardı, kara kara, kuru kuru. Ne karşılamaya gelenler vardı, ne de çoğunun bavullarıyla sepeti, hatta yorganı. 

Orhan Kemal'le ilgili özellikle beğendiğim iki şey var. İlki, yazım tarzı gerçekten akıcı, etkileyici ve samimi. Gurbet Kuşları elliler, altmışlar civarında geçiyor ve bir taraftan o dönemde Anadolu'dan İstanbul'a olan insan akınını, diğer yandan o günlerin siyasi durumunu aynı insan grubu üzerinden anlatıyor ve bunu yaparken aradaki bağlantıları o kadar güzel kuruyor ki ne siz kimin kim olduğu, kimi tanıdığı konusunda en ufak bir yanılgıya, tereddüte düşüyorsunuz, ne de karakterlerin herhangi biri size yabancı geliyor. Kitapta anlatılan her şeyin gerçekten olabileceği/olmuş olabileceği konusunda en ufak bir şüphem yok, aksine kendimi orada olup görmüşüm gibi hissediyorum.

İkincisi, karakterleri. Aslında bu konuda söylemek istediklerimin çoğunu üstteki paragrafta söyledim; ama yine de bu, kendi başına ikinci bir paragrafın konusu olabilecek ve olması gereken türden bir özelliği Orhan Kemal'in: karakterlerinin gerçekçiliği. Öyle ki, en sevdiğim karakterden en nefret ettiğime kadar hepsiyle hayatımın bir kısmında karşılaşmış, oturup iki laf etmiş gibiyim. Başarılı karakter gelişimi de ayrı bir olay; Memed'in İstanbul'a ilk gelişindeki şaşkınlığı da en az kitabın son sayfasındaki hali kadar gerçekçi ve aradaki sürecin tamamı gözler önünde. Gafur'un kitap boyunca yaptıkları, bunun diğer ana ve yan karakterler üzerindeki etkileri, hepsinin başlarından geçenler üzerindeki etkileri... 

"Fort atmış buna," dedi Veli. "Bu kabzımal dükkanı da benim, demiş."
"Benim demiş hı?"
"Benim demiş, yazının uğrusu, yalancısı. Öte gün de söyledim ya Hacı Emmi, hırhızlık onda, yalan dolan onda, ırza namusa dolanmak onda. Giçende ağa didi ki: 'Veli, oğlum' didi, 'benim gözüm heç su içmiyor bu Gafur'dan' didi. 'Benim has adamım sensin. Aman oğlum, ben yokken dükkana göz kulak ol!'"Hacı kıskıs güldü:"Öte gün de söyledim sana veli, tavşana kaç, yazıya tut hesabıdır onların lafı. Kulağasma. Hı, mı, di, kalin sıdk ile bağlanma. Niye dirsen, Mustafa Kemal Paşa'nın Yunan'ı bozduğundan beri buralardayım ben, gurbet kuşuyum. Öyle nice nice Hüseyin Efendiler gördüm. Şeher adamı mı, isterse dili dişi senin benim gibi olsun, inanmıyacaksın!"

Özetle; Orhan Kemal kesinlikle okunması gereken yazarlardan. Onun incelemesini yazmayacağım; ama yukarıda bahsettiğim hikaye kitabı da muhteşemdi, onu da öneririm. 5/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder