24 Mayıs 2014 Cumartesi

Kitap/İnceleme: Legend/Efsane - Marie Lu



Legend/Efsane
Legend #1
Marie Lu
Yayınevi: Pegasus
Orijinal Basım Yılı: 2011
Çeviri Basım Yılı: 2014

Goodreads Puanı: 4.19/5
Benim Puanım: 4/5







Buradan sonrası spoiler'dan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi.
Şimdi, asıl meseleye gelirsek; Legend/Efsane. Ne yalan söyleyeyim, kitabı elime aldığında beş üzerinden yedilik bir kitap olacağından emindim. Böyle bayılarak okuyacağım, elimden düşüremeyeceğim, hemen ikinci kitaba başlayacağım filan sanıyordum. Fena halde yanılmışım.
"Burbank hava üssünde bekleyen on adet F-472 savaş jetini tam cepheye gitmeden önce sen mi ateşe verdin?"
"Bundan biraz gurur duyuyorum."
"Alta bölgesindeki karantina alanının kenarında nöbet tutan bir askere saldırdın mı?"
"Onu bağladım, sonra da karantina altındaki bazı ailelere yiyecek götürdüm. Aman ne kötü etmişim."

Yanlış anlaşılmasın; aslında güzel bir kitaptı. Karakterlerin geçmişlerine ayrı ayrı bayıldım ve her ne kadar June'un şımarıklığı ve Thomas'ın atakları beni sinir etse de, nasıl şu anki hallerine dönüştüklerini gözümde oldukça iyi canlandırabildim -bu iyi bir şey-. Diğer yandan; tam olarak oturmuş bir kurgusu yoktu ve June ve Day arasındaki ilişkinin fazla zorlandığını düşünüyorum.

Şimdi, sondan başlayarak ne demek istediğimi açıklayayım.

Bir kez, June daha Day'i ilk gördüğü andan beri ne kadar yakışıklı olduğunu düşünüyor, Day de ne yapsam da onu öpsem peşinde. Tamam, sonuçta sözü geçen karakterler daha 15 yaşında; ama nasılsa hormonlar deyip bu kadar abartmanın da alemi yok. Bildiğimiz 'kitaba güzel kız koyayım, bir de yakışıklı oğlan olsun, karşılaştıkları gibi aşık olsunlar, tamaaaam bitti' demiş yazar. SEVMEDİM. Aslında kitabın gerçek puanlaması 3-3.5/5 olacaktı; ama yazarın yarattığı dünyaya kıyamadığım için 4/5'te bıraktım.

Kurgudaki sıkıntı daha çok karakterlerin olup biteni keşfetme şeklinden kaynaklanıyor. Yani Day'in o on saniyelik yer mevzusunu direkt akıl edebilmesi, vebanın insan eliyle olması ihtimalini bir anda, hiçbir yerde tetikleyici bir şey yokken keşfetmesi, o blog olayı, yağ mevzusu filan, fazla özensiz geldi bunlar bana. Daha iyi yazılabilirmiş diyeyim daha doğrusu.

Onun haricinde, ölümler beni mahvetti ya. Kitapta sevebileceğim, hatta feci bağlanabileceğim, etrafta adını sayıklayarak dolaşabileceğim iki karakter vardı zaten, ikisi de öldü, delirdim. Zalim Marie Lu. :/

Eğer ben öğleden sonraki askeri eğitim derslerinin bana silah taşırken duvara tırmanma hakkında yeterince şey öğretmediğini hissediyorsam, o zaman... yani, on dokuz katlık bir binanın yan duvarını sırtımda bir XM-621'le aşmak zorunda kalmak benim suçum değildi. Yaptığım tek şey ülkem için kendimi geliştirmekti.

Kısaca, romantik kısmı biraz daha törpülenip distopik kısmına odaklanıldığında muhteşem olabilecek bir serinin başlangıcı. İkinci kitabı büyük bir merakla beklemiyorum; ama okumaya değer, burası kesin. 4/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder