16 Mart 2014 Pazar

Kitap/İnceleme: Until You - Penelope Douglas



Until You
Fall Away #1,5
Penelope Douglas

Orijinal Basım Yılı: 2013

Goodreads Puanı: 4.47/5 
Benim Puanım: 4/5








İlk kitabın incelemesi için.

Buradan sonrası spoilerdan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi.
(Yazı yeni bloga aktarılırken buradan bir ton alakasız metin çıkarıldı.)

Bu arada, yazarken fark ettim, bu kitaptan ziyade kitabın benim üzerimdeki etkisinin bir incelemesi olma yolunda ilerliyor şu anda. Hani ben baştan söyleyeyim.

And I loved the attention she was getting. After all, the higher she rose, the harder she'd fall.

Until You, Fall Away serisinin 1,5'u; ama novellası değil; çünkü 368 sayfa! Virgüllü sayılardaki kitapların elli ya da yüz sayfa civarında olmasına alıştıktan sonra Goodreads'te sayıyı okumak biraz afallattı; ama hayal kırıklığına uğratmadı; çünkü çok vıcık vıcık olmayan bir aşk romanı okumaya ihtiyacım vardı ve tam olarak istediğimi aldım. 

Until You, olayları -hemen bakıyorum- Jared'ın Tate'i ilk kez fark ettiği, yani Tate'in yandaki eve taşındığı ilk günden başlatıyor. Önce on yaşındaki Jared'ın gözünden Tate'in nasıl göründüğünü görüyoruz, ardından altı yıl sonraya, Jared'ın Tate'ten hem nefret ettiği, hem de uzak duramadığı zamanlara geçiyoruz. Yazarın da başta belirttiği gibi bir stand alone olarak okusaydım pek vurucu olmazdı sanırım; ama karakterlere bağlandıktan sonra böyle bir şeyle karşılamak farklı bir başlangıç oldu. İlk kitapta Tate'in Jared'ın elinden çektiklerini görerek başladıktan sonra buna güçlü bir karakterle başlamak da bu etkiyi yaratmış olabilir aslında, emin değilim.

Yazarın yine başta belirttiğinin aksine Until You, diğer deyişle Jared'ın kitabı Bully'den çok çok da farklı olmamış; ama Jared'ın kafa karışıklığına, kendi içindeki tartışmalarına tanık olmak, düşünme şekline adapte olmak olanlara bakış açımı değiştirdi ve dolaylı olarak da olsa, benim için farklı bir kitap yarattı. Tate'in karşılık vermesinin Jared'a yaptıkları, özellikle de ilk kitapta da en sevdiğim kısımlardan biri olan, Tate'ın sınıfta yaptığı monoloğun Jared'ı nasıl etkilediğini görmek, bütün kitapta okumayı en çok istediğim kısımdı ve yazar o kısmı, daha doğrusu monologdan sonra Jared'ın girdiği iç tartışmaları, öfkesini, kırgınlığını, her şeyini çok iyi anlatmış. Aslında bu seriyi benim için diğerlerinden ayrı kılan temel şey bu, okurken karşımda bir yazarın elinden çıkan bir kitap olduğunu değil, gerçekten Jared'ın beyninin içinde olduğumu hissettim, yazar bu konuda o kadar iyi bir iş çıkarmış ki kitabı sevmemek elde değil. Ha Tate ya da Jared konusundaki düşüncelerim çok sık değişiyor, yani kitap içinde ikisinin de fazlasıyla haksız olduğu ve saçmaladığı kısımları da görüyoruz haklı oldukları yerler kadar; ama kitabı bu daha ziyade kitabı daha gerçekçi kılan bir detay olarak karşımıza çıkıyor; çünkü karakterlerin böyle davranırken aslında ne düşünerek ya da ne hissederek bunu yaptıklarını görebiliyoruz ve katılalım ya da katılmayalım, ikisinin de motivasyonlarını anlayabiliyoruz. (Kitabı pazarlama aşamasına geçtim sanırım şu anda)

Karakterleri uzun uzun açıklama ihtiyacı duymuyorum; çünkü gerektiği kadarını Bully'nin incelemesinde vermiştim zaten, aynı şeyleri tekrarlamanın anlamı yok. Yalnızca bu kitapta Tate'in babası James Brandt (sanırım onu diğer incelemede yazmamıştım, emin değilim), Madoc ve Jax'i daha bir ayrı sevdiğimi ve ilk kez, ilk kitaptaki yan karakterlerin kitaplarını da okuyacağımdan emin olduğumu söylemek yeterli olur sanırım. Fall Away #2, Rival, 2014'te çıkması beklenen (ve ilk fırsatta saldırmayı planladığım) bir kitap ve Madoc'un (umarım doğru telaffuz ediyorumdur) ve Fallon adlı birinin (ilk iki kitapta tanıdığımız biri değil, sürpriz olacak biraz) hikayesini anlatıyor.

Alıntılar:
... Fuck up, own up and get up. ...
***
Her ass was next to my head, and goddamn, I wanted to take advantage of her position in her short skirt. But in her current mood, she'd probably cut off my dick.
***

I was a sick man. I could humiliate her, isolate her, and hurt her, but sleeping in her bed while she was away was too invasive? Yeah, I couldn't explain it, either.
***
I couldn't see much, but I saw her swinging and felt the sharp slash at my chest everytime the metal weapon in her hands hit my car.
She was losing it.
How many times could she be humiliated before she crumbled?
How many times could she be hurt before the damage was irrepearable?
***
Jared,” he piped up again, calmer than I expected. “Find my child. Get her home safe,” he ground out every angry word. “And don’t leave her side until I get home.”
I nodded, even though he couldn’t see it.
“And then,” he added, “I may never let you near her again.”
My stomach dropped to my feet, and he hung up.
***
“Hey.” I grabbed her hand, and she turned to look at me. “I like to keep my head in the game here. If I don’t act very friendly, it has nothing to do with you, okay?”
Her eyes dropped for a split second, and I immediately wanted to take it back.
She looked back up and shrugged her shoulders. “You don’t have to hold my hand.”
I’d done it again.
Pushed her away. Hurt her.
And now her wall was up, just like it had been the past three years.
...
Tate swept Piper’s foot out from under her, and my eyes widened as Piper fell flat on her ass on the dry dirt track.
Yeah, Tate’s doesn’t need help. I shook my head in shock.
The crowd was going crazy, chanting for a fight and celebrating with whistles and cheers. I didn’t think they knew who they were cheering for. They just wanted a fight.
Tate bent down, clapping twice in Piper’s stunned face, and spoke loudly. “Now that I have your attention, I just want you to know—he’s not interested in you.”
I folded my lips between my teeth.
Such a handful.
Turning to me, she let a deep breath, and her eyes calmed down.
She walked up and was the only thing I saw. Piper was forgotten.
“I’m not wallpaper,” she said quietly, and I knew I’d hurt her feelings in the car before.
***
My brother’s words, “I wanna meet the girl that’s made you so boring.”
***
Leaning into me, she buried her face in my neck, shaking with the release of her tears. I breathed her in and wrapped my arms around her.
This was it.
Home.
“Anything, baby,” I promised.
She leaned back and wiped her eyes with her thumb, sobbing and smiling at the same time.
“Anything?” she laughed out, her eyes bright with happiness and love.
I nodded.
Her forehead pressed into mine as she held my face in her hands and asked, “Have you ever considered a nipple piercing?”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder