2 Şubat 2014 Pazar

Kitap/İnceleme: Altered - Jennifer Rush



Altered/Amnezi
Altered #1

Jennifer Rush
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Orijinal Basım Yılı: 2013
Çeviri Basım Yılı: 2015

Goodreads Puanı: 4.07/5
Benim Puanım: 5/5






Buradan sonrası spoilerdan ibaret dahi olabilir, benden söylemesi. 
Anna'nın hayatında hiçbir şey sandığı gibi değil. Babası bodrumundaki laboratuvarda dört genetik açıdan bozulmuş çocuk üzerinde testler yapıyor, ölmüş olması gereken annesi ölmemiş olabilir, babasının birlikte çalıştığı kurumun arkasında çok fazla sır var. Her şey çok katmanlı ve Anna bunların hepsini alışıp bildiği hayattan koparılıp laboratuvardaki dört çocukla, Nick, Trev, Cas ve Sam'le kaçtığında öğreniyor. 


Bilmedikleri çok şey var ve dört çocukla arasındaki bağlantılar da bunların en önemlilerinden. Her şey bitmeden önce hepsini keşfetmeliler, yoksa her şey boşa gidecek.

“I'd stand on the street corner and score a steak," Cas said.

I couldn't help laughing. "You know, you might be flooded with business."
His mouth stretched into a lecherous grin. "If you come with me we could be rich by morning."
"Very funny.”
Doğrusu bu kitabı anlatmanın bir yolu ya yok, ya da yolu ben bilmiyorum. Son zamanlarda okuduklarım arasında oyalanmadığım ya da beni cezbeden, yer yer afallatan, ara ara heyecanlandıran tek kitapla karşı karşıyasınız, bu kadarını söyleyebilirim. 


Anna, babasıyla birlikte ne adını, ne yerini hatırladığım bir çiftlikte kalıyor. Yaklaşık dört yıl önce ilk kez gizlice girdiği laboratuvarda karşılaştığı şeyden, daha doğrusu şeylerden, daha doğrusu çocuklardan, daha doğrusu dört çocuktan sonra sık sık laboratuvara inmeye başlıyor, bir zaman sonra da girmesine izin verilmeye başlanıyor. Anna yine de 'gizlice' girmekten vazgeçmiyor ve zamanla dört çocuğun çok yakın arkadaşları oluyor. Şey, dördünün birden değil elbette. 

Dört çocuk: Trev, Nick, Sam ve Cas. Okurken kişiliklerini tam olarak çözmeyi başaramadım; ama Nick'in huysuz, sürekli surat asan, biraz mızıkçı bir tip olduğunu söylemek onu biraz hafife almak olur. Cas ve Trev'i hep karıştırıyorum, hangi özellik kime ait onu da hatırlamıyorum; ama kitaptan kopya çekerek diyorum ki Trev tam bir kitap kurdu. En meşhur yanı sürekli bir konuda alıntılar bulup çıkarması. Muhteşem bir hafızası var. Bir de... *iç çeker* Neyse, onu okuyup görün. Cas biraz daha rahat bir tip. Şu her zaman şakalarla ortamı ısıtan, sevmemek için bir sebep bulamadığınız tipler var ya, aynen onlardan. Bir de Sam var. Onu sona bırakmak zorundaydım; çünkü Sam bütün kitaptaki en karışık karakter. Onu tarif etmeyeceğim, hayır. I-ıh. 

Bu dört çocuk, son beş yıldır Anna'nın babasının laboratuvarında, açıkça hapis tutuluyorlar. Genetik açıdan bozulup insan dışı, insan ötesi bir şeyler haline gelmişler; ama kimse ne olduklarını bilmiyor. Hepsi amneziden muzdarip, oraya gelişlerinden önceki çok şeyi hatırlamıyorlar, ancak parça parça ve nadiren. Branch denen kurumun kobaylarından fazlası değiller, bildikleri tek şey bu. 

Bunu söylemek biraz garip geliyor; ama kitapla ilgili en sevdiğim (sevmediğim yazmışım, bambaşka bir şey olmuş, aradan günler geçtikten sonra fark edip düzelttim) şey aşk üçgeni-dörtgeni tarzı bir şey yaratılmaması. Doğrusu Anna'nın laboratuvara girdiğinde verdiği tepkileri düşününce bir an korktum bunun olmasından; ama neyse ki Sam'de sınırlı kaldık. Hatta kitap boyunca ne zaman biri bir şey itiraf etmeye kalksa, "Aman Jennifer, gözünü seveyim yapmamış ol, ne olur," deyip durdum. Neyse ki hayal kırıklığına uğratmadı 

Branch'ın olayını çözmek için neler yaptıklarını tam çözemedim doğrusu. Bir anda bir baktık Sam bir şeyler çözmüş, ne bileyim Cas bir şeyler bulmuş, atıyorum Trev bir yol çıkarmış. Bunun bir sebebi olanları Anna'dan dinlememiz şeklinde planlanmış, onu anladım; ama bu çok daha iyi olabileceği, böyle biraz havada kalmış gibi durduğu gerçeklerini pek değiştirmez. Yine de verdiğim puanı düşürmek gibi bir niyetim yok, kitabı çok sevdim. Artılar eksileri götürüyor diyeyim en azından, puan kırmamak için bahane ürettiğim anlaşılmasın.

I pulled away. He stopped me with a hand on my wrist. “Wait,” he said. “I know what you’re thinking.”
“What?”
“It’s written all over your face.” He pushed a lock of hair out of my eyes. “I’m not going anywhere.”


Kısaca; biraz bilim kurgu, biraz paranormal bir genç yetişkin kitabı arıyorsanız bir şans vermelisiniz. 4.5-4.75/5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder